Kültür, Latince “cultura” kelimesinden türetilmiş ve dilimize geçmiş bir sözcüktür. Sözcük Latince de inşa etmek, işlemek, süslemek gibi anlamlara gelmektedir. Bir toplum, topluluk veya millette nesilden nesle aktarılan herhangi bir işi genel olarak yapış, herhangi bir olaya genel bakış ve herhangi bir duruma genel olarak davranış tarzını kapsar.

Bu minvalde kültür, genel bir anlam taşıyabileceği gibi özel olarak da herhangi bir iş oluş veya davranışı niteleyebilir. Bunlara örnek olarak; iş kültürü, okuma kültürü ve kahve kültürü verilebilir. Yeme-içme normal olarak hayati bir ihtiyaçken; sofra düzeni, yenilen yemeğin et, sebze veya tahıl ağırlıklı olması kültürel farklılıklardır. Barınma ihtiyacı ilk insandan beri insanların ortak ihtiyacıyken bu ihtiyacın nasıl giderileceği kültüreldir.

Kültürün Niteleyiciliği

Kültürün daha büyük sosyal olaylar içinde niteleyici ve ayırt edici bir yapısı vardır. Örneğin; düğün kültürü, göç kültürü ve şehirleşme kültürü. Bu açıdan kültür, bir şahsı tarif etmek için kullanılabilirken, bir mahalle, toplum ya da milleti tarif etmek, onu diğerlerinden ayırt etmek ya da benzerliğini ortaya koymak için de kullanılır. Kültür için dilimize Arapçadan gelen “hars” tabiri de kullanılmıştır ve bu kelime Latincedeki “cultura” tabiriyle aynı anlama gelmektedir.

Kültürün daha büyük sosyal olaylar içinde niteleyici ve ayırt edici bir yapısı vardır. Örneğin; düğün kültürü, göç kültürü ve şehirleşme kültürü. Bu açıdan kültür, bir şahsı tarif etmek için kullanılabilirken, bir mahalle, toplum ya da milleti tarif etmek, onu diğerlerinden ayırt etmek ya da benzerliğini ortaya koymak için de kullanılır. Kültür için dilimize Arapçadan gelen “hars” tabiri de kullanılmıştır ve bu kelime Latincedeki “cultura” tabiriyle aynı anlama gelmektedir.

Antik çağlardan günümüze kadar gelen binlerce mağara resmi ilk insanların din, dil, doğurganlık, sosyal aktiviteler ve dini bir ritüelin parçası olduğu düşünülen danslar gibi işlerle de meşgul olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu resimlerin dini bir törenin parçası olmadıkları ve başlı başına sanatsal üretim veya geçmiş tecrübeleri gelecek nesillere aktarma amaçlı olduğu da bazı bilim insanları söylenmektedir. Bu bilgiler ışığında ortaya çıkan tabloya göre ilk insanlar sadece yeme içme gibi maddi ve pratik kaygılarla değil, iletişim, sanat, din gibi kültürel alana daha yakın olan kaygılarla da yaşamışlardır.


Kaynak ve ileri okuma için;

  • Uygarlıklar Tarihi (YRD. DOÇ. DR. Halil Ersin Avcı)