Riboflavin ya da B2 vitamini; pentoz şeker olan ribitol ve lumikromdan oluşur. Dayanıksız olup; ısı, güneş ışığı, alkol, kafein, östrojen ile etkisizleşir. Görünür ve uv ışında bozulur. Göz yorgunluğu, kataraktların önlenmesi ve tedavisi için gereklidir; karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasına yardımcı olur.

B2 vitamini ilk defa sütten elde edilmiştir ve bu nedenle laktaflavin denilir. Bütün bitkiler ve mikroorganizmalar tarafından sentezlenebildiği halde hayvansal organizmalar tarafından sentezlenemez. Riboflavin bir izoalloksazin türevidir.

Vücutta karaciğer ve böbreklerdeki çok az miktarın dışında depolanmadığı için günlük olarak karşılanmalıdır. Bağırsaklarda bakteriler tarafından bir miktar üretilebilmektedir; bu nedenle yetersiz alımlara karşın bazı kimselerde eksiklik belirtileri oluşmaya bilir. Vücuttaki enzim olaylarına katılır. Stres gibi durumlarda gereksinimi artar.

Karaciğer, buğday, soya fasulyesi, süt ve süt ürünlerin, sebzelerde bol miktarda bulunur.

Görevleri

  • Göz yorgunluğu, kataraktların önlenmesi ve tedavisi için gereklidir; karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasına yardımcı olur.
  • Deri dokularının, tırnakların ve saçların oksijen kullanımına destek verir, kepekleri giderir.
  • Nükleotitlerle birleşerek enzim sentesine girerler. Bu enzimler aracılığı ile oksidasyon-redüksiyon işlevlerini yaparlar.
  • Bunların yanı sıra demir ve B6 vitamini alımına yardımcı olur, eksikliği ise hamilelikte bebeğin gelişimine zarar verebilir. heterosiklik bir yapıya bağlı ribitolden oluşur. Renkli, ısıya dayanıklı, uv ye duyarlı, bitkisel kaynaklıdır.
  • Riboflavin flavokinaz enzimi ile aktif formu olan FMN’ye dönüşür. FMN’ye ATP’nin AMP grubu bağlanarak FAD sentez edilir. Koenzim olarak FMN ve FAD’ye ihtiyaç duyan enzimler flavoproteinler denir.
  • oluşumu ve hücre solunumunda önemlidir.

Ayrıca Bakınız;