Birlikte yaşayan deniz kaplumbağası ve kaplumbağanın üzerindeki bakterileri yiyerek beslenen diğer balıklar.

Simbiyoz kelimesi kök olarak Eski Yunanca’dan gelmekte olup “birlikte yaşamak” anlamıdadır. Simbiyotik yaşam iki farklı organizma arasında karşılıklı (mutualist) veya parazitik olmak üzere her türlü yakın ve uzun vadeli biyolojik etkileşimdir. Her biri simbiyot olarak adlandırılan bu organizmalar aynı veya farklı türlerden olabilir.

Simbiyotik etkileşim türleri

Mutualizm

Mutualizm, birlikte yaşayan iki canlının da karşılıklı fayda sağladığı simbiyoz türüdür. Buna örnek olarak geviş getirenlerin rumeninde yaşayan kirpikliler verilebilir; bu canlılar, konağın yediği selülozu, salgıladıkları selülaz ve sellobiyoz adlı enzimler ile parçalayarak sindirirler ve çoğalırlar. Çok hızlı çoğalma yeteneğinde olan bu protozoonlar ortalama 24 saat yaşar ve bu süre sonunda ölürler. Ölen bu canlıların vücutlarındaki azot ve glikojen konak tarafından sindirilmekte ve konak canlı, gereksinimi olan total nitrojenin yaklaşık. 1/5’ini bu yolla temin etmektedir.

Kommensalizm

Kommensalizm, birlikte yaşayan canlılardan birinin, diğerinin artıkları ile beslenmekte olduğu ancak diğer canlıya fayda veya zarar sağlamadıpı simbiyotik yaşam türüdür.

  • Komensalizm için köpekbalığı en çok verilen örnektir. Köpekbalığına tutunan küçük balıklar köpekbalığının yiyeceklerinin artıklarından faydalanır. Köpekbalığının bu ilişkiden bir karı veya zararı yoktur.
  • Yeşil kurbağalar yeşil bitkilerin arasında yaşayarak kamuflaj ile güvenliğini sağlar. Kurbağa ile bitkinin arasındaki ilişki kommensalizm örneğidir.
  • Orman ekosisteminde çakallar aslan ve kaplanların bıraktığı artıklardan beslenirler. Bu şekilde terk edilmiş ve çoğu yenmiş avdan emek sarf etmeden faydalanırlar.

Parazitlik (Asalaklık)

Asalaklık, bir canlının daha büyük bir canlı üzerinde veya üzerinde veya içerisinde yaşadığı canlıya zarar vererek yaşadığı simbiyotik yaşam türüdür. Örnek olarak; insan ince bağırsağında yaşayan Ancylostoma duodenale kan emerek yaşar ve konak canlıya zarar verir.

Simbiyogenez

(= parazitizm + simbiyoz), iki ayrı organizmanın birbirleriyle birleşerek tek ve yeni bir organizma oluşturması. Bu düşüncenin kökeni, Konstantin Mereschkowsky’in kloroplastların siyanobakterilerin protozoa tarafından yutulduğu simbiyoz bir ilişki sonucu ortaya çıktıklarını anlattığı 1926 tarihli “Simbiyogenez ve Türlerin Kökeni” isimli kitabından gelmektedir. Aynı zamanda İvan Wallin de “Simbiyontizm ve Türlerin Kökeni” isimli kitabında bu kavramı desteklemiş ve bakterilerin türlerin kökeni olabileceğini, ayrıca türlerin endosimbiyoz yoluyla oluşmuş olabileceğini öne sürmüştür. Bugün kloroplast ve mitokondrinin böyle bir kökeni olduğu düşünülmektedir ve endosimbiyoz kuramı olarak adlandırılmaktadır.