“El-Kindi, geometride ilk defa açıları pergel ile ölçen, sıvıların özgül ağırlıklarını hesaplayan kişi olarak bilinir. Felsefeden tıbba, ilahiyattan siyasete, matematikten astronomiye, meteorolojiye, psikolojiden diyalektiğe, optikten kimyaya kadar yirmi ayrı alanda 270’in üzerinde eser verdiği bilinsede, bu eserlerin çoğu günümüzde bulunmamaktadır.”

Tam adı Ya’kub İbn İshak el-Kindi’dir. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekle beraber 796 senesinden sonra Kûfe şehrinde doğduğu düşünülmektedir. Güney Arabistan’ın Kinde kabilesinden geldiği için Kindi ismiyle, Ortaçağ Avrupası’nda ise “Alchindus” adıyla bilinmektedir.

Yaşamı

Babası yıllarca Kûfe valiliği yapmış olan Kindi, küçük yaştayken babasını kaybetmiş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Kûfe ve Basra’da geçirmiştir. O dönemde özellikle devlet görevlilerinin çocuklarına verilen geleneksel temel eğitimden sonra dil ve edebiyat alanlarında eğitim görmüştür. Burada gördüğü eğitimden sonra Bağdat’a yerleşmiş ve matematik, felsefe, din ilimleri, astronomi ve tıp öğrenmiştir.

Yaşadığı dönemin Abbasi Halifesi olan Me’mun tarafından Beytül Hikme’ deki tercüme kurulunda görevlendirilmiştir. Burada Eski Yunan ve Hind’ den miras kalan felsefe ve bilim eserlerinin çevirisini yapmış, yaptığı çevirilere kendi yorum ve eleştirilerini de katmış, çevirdiği eserlerin yanı sıra kendi verdiği felsefe eserlerinde de eleştirerek yeni teoriler ve kavramlar geliştirmiştir.

Çalışmaları

  • Fen alanında hemen her dalda yüksek bilgi sahibi olan Kindi, bunların her birine yenilikler getirmiş; açıların pergel kullanılarak ölçülmesini sağlamış, düşünce sistemini matematik üzerine kurmaya çalışmış, tıbba matematiği uygulamış, bileşik ilaçlar teorisinde matematiği kullanmış, sıvıların özgül ağırlıklarını hesaplamış, çekim ve düşme konularına ilişkin deneyler yapmıştır.
  • Optik ile ilgili de kapsamlı çalışmalar yürüten Kindi’nin eserleri döneminde İslam ve Avrupa bilim çevreleri tarafından yıllarca kaynak olarak kullanılmıştır. Kindi optik alanındaki çalışmalarında Theon ile Euclid’in eserlerinden yararlanmıştır. Kindi’ye göre görme olayı; gözden koniksi olarak dağılıp genişleyen ve eşyayı saran ışık demeti sayesinde meydana gelmekteydi. Daha sonra yanlışlanan bu teori, günümüzde saçma olarak görünsede dönemin görüş çeşitliliğini yansıtmaktadır.
  • Kindi, kimya ile ilgili yürüttüğü çalışmalarında, döneminin otoritesi olarak görülen Cabir bin  Hayyan’ın aksine  minerallerin aynı temel maddelerin birleşmesinden meydana geldiğini ve birbirine dönüşebileceğini savunan görüşe karşı çıkmıştır. Ona göre mineraller doğada oluşur ve her biri kendine özgü özelliklere sahiptir; birinin diğerine dönüştürülmesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla Altın ya da Gümüşün, daha az değerli olan bakır ya da kurşundan elde edilmesi mümkün değildir.
  • Einstein’dan yüzyıllar önce, izafiyet teorisini (rölativite) geliştirmiştir. Kindi’ye göre, tüm varlıklar ve varlığa ilişkin olaylar izafidir. Zaman, mekan, hareket, birbirinden bağımsız değillerdir. Tam tersi bunların tamamı birbirine bağlı izafi olaylardır. Mekan hareketle, hareket mekanla, cisim zamanla, zaman cisimle ve dolayısıyla hepsi birbiriyle bağımlıdır. Kindi’nin bu konuya getirdiği açıklama;” Zaman ancak hareketle, cisim hareketle, hareket cisimle vardır. O halede; cisim, hareket ve zamandan birinin diğerine bir önceliği yoktur.”
  • İslam aleminde felsefi görüşler ilk defa Kindi ile ortaya çıkar. Kindi, felsefenin amacının Allah’a erişmek olduğunu ortaya koymuştur; Allah’ mutlak Bir’dir. Mutlak varlık olması nedeniyle, Mutlak Bir’in şekli, niteliği, niceliği maddesi yoktur ve O göreli bir varlık değildir.
  • Kindi, doğulu ve batılı birçok bilim adamını etkilemiştir. İbn-i Heysem, Bacon ve Witelo onun yapıtlarından faydalanmışlardır. Ahmed  Serahsi, Ebu Ma’şer Ca’fer Muhammed Belhi, Hasne-veyh, Naftuye gibi bilim adamlarını yetiştirmiştir. İbni Sina da Kindi’nin en iyi takipçilerinden biri olmuştır.
  • Kindi 867 yılında Bağdat’ta vefat etmiştir.