Söz Sanatları: Teşbih, İstiare ve Anlam İlişkilerini Ayırt Etme Rehberi
Söz sanatları anlatımı etkili, yoğun ve çağrışımlı hâle getiren kullanımlardır; bir cümlede hangi sanatın bulunduğunu anlamak için sözcüklerin gerçek anlamına, aralarındaki ilişkiye ve cümledeki göreve bakılır. Teşbihte benzetme ilişkisi, teşhiste insan özelliği, intakta konuşturma, tezat ve tenasüpte ise kavramlar arasındaki anlam ilişkisi belirleyicidir.
Bu yazıda (6)
- ›Teşbihin dört ögesini cümlede tek tek bulma
- ›İstiareyi teşbihten ayıran eksik öge mantığı
- ›Mecaz, mecaz-ı mürsel ve kinayede anlamın nasıl değiştiği
- ›Teşhis ve intakta insan özelliğinden konuşmaya geçiş
- ›Tezat ve tenasüpte kelime listesinden çok ilişkiye bakmak
- ›Çözümlü örnekler: verilen ifadeden sanata ulaşma
Söz Sanatları: Teşbih, İstiare ve Anlam İlişkilerini Ayırt Etme Rehberi
Bir metindeki söz sanatını bulmak, yalnızca sanatların tanımlarını ezberlemekle tamamlanmaz. Asıl önemli olan, cümlenin anlamını bozmayacak şekilde sözcükler arasındaki ilişkiyi çözümlemektir. Örneğin "gökyüzü ağlıyordu" ifadesinde yağmur, insanın ağlamasına benzetilmez yalnızca; gökyüzüne insana özgü bir davranış da yüklenir. Bu nedenle ifade, öncelikle teşhis (kişileştirme) bakımından değerlendirilir.
Söz sanatları şiirde yoğun biçimde görülse de hikâye, roman, tiyatro, deneme, reklam ve günlük konuşmalarda da kullanılabilir. Ancak her renkli veya duygulu cümle otomatik olarak bir söz sanatı oluşturmaz. Bir ifadeyi sınıflandırırken sanatın ayırt edici koşulunu aramak gerekir: Dört ögeli bir benzetme mi kurulmuş, bir varlık insan gibi mi davranmış, ilgili bir kavramın adı mı aktarılmış, yoksa zıtlık mı oluşturulmuş? Bu rehberde bu sorulara adım adım cevap verilecektir.
Teşbihin dört ögesini cümlede tek tek bulma
Teşbih, iki varlık veya kavram arasında ortak bir özellik bakımından benzerlik kurmaktır. MEB kaynağında teşbihin dört ögesi verilir: benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatı. Benzeyen, özellikçe daha zayıf olan ögedir; kendisine benzetilen ise aktarılmak istenen özellik bakımından daha güçlü kabul edilir. Benzetme yönü ortak özelliktir. "gibi", "kadar", "sanki", "misali" gibi sözcükler ise benzetme edatı olarak görev yapabilir.
Örneğin "Çocuğun yüzü ay gibi parlaktı" cümlesinde benzeyen "çocuğun yüzü", kendisine benzetilen "ay", benzetme yönü "parlaklık", benzetme edatı ise "gibi"dir. Dört ögenin de bulunması, bu yapıyı tam teşbih olarak incelemeyi sağlar. "Çocuğun yüzü ay gibi" ifadesinde ortak özellik açıkça söylenmese de benzerlik kurulmuştur; benzetme yönü belirtilmediği için yapı eksiltili bir teşbih niteliği taşır.
Benzetme edatı ve benzetme yönü cümlede bulunmayabilir. "Aslan askerler cepheye ilerledi" sözünde askerler, cesaret veya güç bakımından aslana benzetilmiştir; fakat "gibi" edatı yoktur. Burada benzetme ilişkisini, askerlerin gerçek anlamda aslan olamayacağını ve aktarılan özelliğin güç/cesaret olduğunu fark ederek kurarız. Teşbih sorularında ilk adım, cümlede iki unsur arasında ortak bir nitelik aktarılıp aktarılmadığını saptamaktır.
İstiareyi teşbihten ayıran eksik öge mantığı
İstiare, teşbihin taraflarından yalnızca birinin açıkça bulunduğu benzetmedir: Kendisine benzetilen bulunup benzeyen söylenmiyorsa açık istiare, benzeyen bulunup kendisine benzetilen söylenmiyorsa kapalı istiare denir. Yalnızca edatın veya benzetme yönünün eksikliği ise farklı teşbih türleriyle açıklanır. Bu yüzden istiareyi bulmanın en güvenilir yolu, cümledeki benzerlik ilişkisini kurup benzetmenin hangi tarafının gizlendiğini kontrol etmektir. "Aslanlar sahaya çıktı" cümlesinde gerçek anlamda hayvanlardan söz edilmiyorsa, cesur veya güçlü oyuncular aslana benzetilmiş; benzeyen söylenmemiştir. Bu kullanım açık istiare olarak değerlendirilir.
Bunun tersinde, benzeyen cümlede bulunur; kendisine benzetilen söylenmez. "Çiçekler gülümsüyordu" sözünde çiçeklere insana özgü gülümseme yüklenmiştir. Burada kişileştirme açıkça vardır; insan unsuru ayrıca söylenmediği için ifade, insanın kendisine benzetilen olarak söylenmediği kapalı istiare örneğidir. Okul düzeyindeki sorularda ise cümlede insan dışı varlığa insana ait özellik verilip verilmediği soruluyorsa öncelikli cevap teşhistir.
Bu ayrım önemlidir: Her teşhis örneğini yalnızca istiare diye işaretlemek soruyu daraltabilir. Teşhis, insan dışı varlığa insan özelliği yüklenmesini temel alır; istiare ise benzetmenin ögelerinden birinin eksiltilmesine dayanır. Aynı ifade birden fazla söz sanatının özelliğini taşıyabilir; soruda hangi özellik özellikle vurgulanıyorsa ona göre değerlendirme yapılmalıdır.
Mecaz, mecaz-ı mürsel ve kinayede anlamın nasıl değiştiği
Mecaz, bir sözcüğün gerçek anlamı dışında, bağlamın gerektirdiği başka bir anlamda kullanılmasıdır. "Bu sözler içimi yaktı" cümlesinde gerçek bir yanma yoktur; sözlerin kişide üzüntü veya acı oluşturduğu anlatılır. Mecazı belirlemek için sözcüğün cümledeki gerçek anlamının mümkün olup olmadığına ve bağlamın başka bir anlamı zorunlu kılıp kılmadığına bakılır.
Mecaz-ı mürsel, yani ad aktarması, benzetme amacı olmadan aralarında ilgi bulunan kavramlardan birinin adını diğerinin yerine kullanmaktır. Bu ilgi parça-bütün, yer-insan, sanatçı-eser, kap-içindekiler veya neden-sonuç gibi farklı biçimlerde kurulabilir. "Bütün sınıf geziye katıldı" cümlesinde "sınıf" sözcüğü, fiziksel mekândan çok o sınıfta bulunan öğrencileri karşılayabilir. Burada sınıf ile öğrenciler arasında yer-insan ilişkisi vardır; bir benzetme yapılmadığı için bu kullanım mecaz-ı mürsel yönüyle incelenir.
Kinayede bir söz hem gerçek anlamı düşündürebilir hem de asıl olarak mecaz anlamı kasteder. "Ayağına çabuk davran" ifadesinde fiziksel hareket anlamı tamamen imkânsız değildir; fakat bağlama göre hızlı davranma anlamı öne çıkabilir. Bu nedenle kinayeyi "sözün tam tersini söylemek" şeklinde tanımlamak doğru değildir. Alay veya iğneleme bulunabilir, ancak kinayenin temel ölçütü gerçek anlamın da mümkün olduğu bir ifadede mecaz anlamın kastedilmesidir.
Mecaz ile mecaz-ı mürseli karıştırmamak için şu soruyu sorun: Sözcük başka bir anlama aktarılırken benzerlik mi kurulmuş, yoksa yalnızca ilişkili bir kavramın adı mı kullanılmış? Benzerlik varsa mecazlı kullanım veya teşbih bağlantısı; adlar arası ilgi varsa mecaz-ı mürsel olasılığı güçlenir.
Teşhis ve intakta insan özelliğinden konuşmaya geçiş
Teşhis, insan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insana özgü davranış, duygu ya da düşünce yüklemektir. "Rüzgâr saçlarımı okşadı" cümlesinde rüzgâra "okşama" davranışı verilmiştir. Rüzgârın hareket etmesi gerçek bir doğa olayı olabilir; fakat okşamak, insan davranışı olarak aktarıldığı için kişileştirme ortaya çıkar.
İntak, kişileştirilen varlıkların konuşturulmasıdır. "Ağaç, 'Beni koruyun' diye seslendi" cümlesinde ağaç önce insan gibi düşünme ve seslenme yetisi kazanmış, ardından doğrudan konuşmuştur. Bu nedenle intak bulunan yerde teşhis özelliği de bulunur; ancak yalnızca insan özelliği yüklenmiş olması intak için yeterli değildir. "Dağlar sevindi" teşhistir, fakat dağ konuşmadığı için intak değildir.
Sorularda ayırt etme sırası pratik biçimde şöyle kurulabilir: İnsan dışı bir varlık var mı? Bu varlığa insan davranışı veya duygusu verilmiş mi? Konuşma doğrudan aktarılmış mı? İlk iki sorunun cevabı evet, üçüncü soru hayırsa teşhis; üçüncü soru da evetse intak öne çıkar. İnsanların konuşması ise tek başına intak sayılmaz.
Tezat ve tenasüpte kelime listesinden çok ilişkiye bakmak
Tezat, birbirine karşıt kavram, durum veya duyguların aynı anlatım içinde birlikte kullanılmasıdır. "Gecem gündüzüm birbirine karıştı" cümlesinde gece ve gündüz karşıtlığı vardır. Ancak yalnızca iki sözcüğün farklı olması tezat oluşturmaz; karşıtlığın anlam bakımından belirgin olması ve anlatımda bir gerilim ya da karşılaştırma yaratması gerekir.
Tenasüp, anlamca birbiriyle ilgili ve aynı konu çevresinde bulunan sözcüklerin bir arada kullanılmasına dayanır. "Deniz, kum, güneş ve yelken" kelimeleri tatil veya deniz çevresinde ilişkilidir. Bu sözcüklerin birbirinin zıddı olması gerekmez; tersine, aralarında konu ve çağrışım uyumu bulunur. Tenasüp ararken cümledeki kelimeleri tek tek değil, ortak anlam alanları bakımından gruplayın.
Tezat ile tenasüp aynı cümlede birlikte de görülebilir. Örneğin "Kışın soğuğunda yazı düşledim" ifadesinde kış ve yaz karşıtlığı tezat oluştururken, mevsim adlarının aynı anlam alanında bulunması ayrıca bir uyum ilişkisi doğurabilir. Test sorusunda tek bir sanat isteniyorsa, seçeneklerde ve soru kökünde vurgulanan belirgin özellik dikkate alınmalıdır.
Çözümlü örnekler: verilen ifadeden sanata ulaşma
Örnek 1 Verilen: "Kardeşimin gözleri yıldız gibi parlıyordu."
Çözüm adımları:
- İki unsur arasındaki ilişkiyi bulun: "kardeşimin gözleri" ile "yıldız" karşılaştırılmıştır.
- Ortak özelliği belirleyin: Aktarılan özellik parlaklıktır.
- Benzetme edatını bulun: "gibi" sözcüğü benzetme edatıdır.
- Dört ögeyi kontrol edin: Benzeyen kardeşimin gözleri, kendisine benzetilen yıldız, benzetme yönü parlaklık, edat gibi.
Sonuç: Dört ögesi de bulunduğu için bu cümlede teşbih, daha özel olarak tam teşbih vardır.
Örnek 2 Verilen: "Yaşlı ev, yıllardır gelenleri sessizce bekliyordu."
Çözüm adımları:
- İnsan dışındaki varlığı belirleyin: "ev" cansız bir varlıktır.
- Yüklenen özelliği inceleyin: Beklemek, bilinç ve irade gerektiren insana özgü bir davranış olarak aktarılmıştır.
- Konuşma olup olmadığını kontrol edin: Ev konuşmamış, yalnızca beklemiştir.
Sonuç: Cümlede teşhis vardır; intak yoktur. "Ev, 'Ne olur beni terk etmeyin' dedi" biçiminde bir ifade kullanılsaydı, konuşturma da ortaya çıkardı.
Örnek 3 Verilen: "Salon, alkıştan yıkılıyordu."
Çözüm adımları:
- "Salon" sözcüğünün gerçek anlamını düşünün: Fiziksel salonun yıkılması anlatılmıyor olabilir.
- Bağlamı kurun: Salondaki insanların yoğun alkışından söz edilmektedir.
- Aktarım türünü ayırın: Salon ile içindeki insanlar arasında yer-insan ilişkisi kurulmuştur; salon insanlara benzetilmemiştir.
Sonuç: Bu kullanım mecaz-ı mürsel, yani ad aktarması olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda "yıkılmak" sözcüğünde abartılı bir anlatım sezilebilir; ancak soruda aranan sanat, salon adının salondaki insanlar yerine kullanılmasına dayanır.
Bir mağazanın "Bu fiyatlar uçtu" demesi, fiyatların fiziksel olarak havaya yükseldiğini değil, çok arttığını anlatır. Burada "uçmak" sözcüğü gerçek anlamı dışında kullanılarak mecazlı bir anlatım oluşturur; ifadenin amacı, fiyat artışını kısa ve çarpıcı biçimde vurgulamaktır.
TYT ve AYT'de söz sanatları sorularında önce soru kökünün ne istediğini belirleyin: Sanatın adı mı, sanatın oluşmasını sağlayan söz mü, yoksa parçadaki anlam ilişkisi mi soruluyor? Ardından cümleyi gerçek anlamıyla okuyun ve şu sırayı uygulayın:
- İki varlık arasında ortak özellik aktarımı varsa teşbih veya istiareyi araştırın. "Gibi" sözcüğünün bulunması tek başına yeterli değildir; gerçekten benzetme kurulmalıdır.
- İnsan dışı bir varlığa insan davranışı verilmişse teşhis; bu varlık ayrıca konuşturulmuşsa intak deyin.
- Bir sözcük ilişkili başka bir kavramın yerine geçmişse mecaz-ı mürseli değerlendirin. Burada benzetme bulunmaması gerekir.
- Zıt kavramlar birlikteyse tezat; aynı konu alanından ilişkili sözcükler birlikteyse tenasüp düşünün.
- Gerçek anlamın mümkün kaldığı, fakat mecaz anlamın kastedildiği ifadelerde kinaye olasılığını kontrol edin.
Sınavlarda en sık hata, cümledeki her mecazlı kullanımı aynı tür sanmak veya bir ifadede görülen ikincil özelliği soru kökündeki asıl sanatın önüne geçirmektir. Örneğin "Rüzgâr ağladı" ifadesinde yağmurun varlığına değil, rüzgâra insanın ağlama davranışının aktarılmasına odaklanılır. Ayrıca intak için yalnızca hayvan ya da eşya bulunması yetmez; bu varlığın söz söylemesi gerekir.
Sık sorulan sorular
Söz sanatları yalnızca şiirlerde mi kullanılır?
Hayır. Şiir, söz sanatlarının yoğun görüldüğü türlerden biridir; ancak roman, hikâye, tiyatro, reklam, atasözü, deyim ve günlük konuşmalarda da kullanılabilir. Bir ifadenin söz sanatı sayılması, metnin türünden çok sözcüklerin bağlam içindeki kullanımına bağlıdır.
Teşbihin dört ögesi nelerdir?
Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatıdır. Benzeyen özellikçe zayıf; kendisine benzetilen aktarılacak özellik bakımından güçlü unsurdur. Bu ögelerden bir veya daha fazlası söylenmeyebilir; bu durumda benzetmenin eksiltili yapısı incelenir.
Teşhis ile intak arasındaki fark nedir?
Teşhiste insan dışı varlığa insan özelliği verilir. İntakta ise kişileştirilmiş varlık konuşturulur. Bu nedenle intak bulunan bir örnekte teşhis özelliği de bulunur; fakat her teşhis örneğinde konuşma olmadığı için intak bulunmaz.
Kinaye, sözü tersini söylemek midir?
Tam olarak değil. Kinayede ifade gerçek anlamı düşündürebilir, fakat bağlamda mecaz anlam kastedilir. İğneleme veya alay bazı örneklerde bulunabilir; bunlar kinayenin zorunlu koşulu değildir.
Mecaz-ı mürsel ile teşbih nasıl ayrılır?
Teşbihte iki unsur arasında ortak bir özellik bakımından benzerlik kurulur. Mecaz-ı mürselde ise benzetme yapılmadan, aralarında ilişki bulunan bir kavramın adı diğerinin yerine kullanılır. "Sınıf geziye çıktı" sözünde sınıf ile öğrenciler arasındaki yer-insan ilişkisi buna örnektir.
Tezat ve tenasüp aynı şey midir?
Hayır. Tezat karşıt kavramların birlikte kullanılmasına dayanır; tenasüp ise aynı konu veya anlam alanıyla ilgili kavramların uyumlu biçimde bir araya getirilmesidir. "Gece-gündüz" karşıtlığa, "deniz-kum-güneş" ise anlamca uygunluğa örnektir.
- •SÖZ SANATLARIedebiyatbilgileri.com
- •Söz Sanatları (Edebi Sanatlar) Konu Anlatımı Pekiştirme ...turkedebiyati.org
- •Söz Sanatları Konu Anlatımıkunduz.com
- •orduodm.meb.gov.trorduodm.meb.gov.tr
- •sinavboard.comsinavboard.com