Türk Edebiyatı Dönemleri: Özellikleri, Ayrımları ve AYT İpuçları
Türk edebiyatı tarihsel ve kültürel kırılmalara göre İslamiyet Öncesi, İslamiyet Etkisinde Gelişen ve Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı olmak üzere üç ana dönemde incelenir. Bu ayrım kesin duvarlar oluşturmaz; inanç, dil, ölçü, tür, sanat anlayışı ve Batı ile ilişkideki değişimler birlikte değerlendirilir.
Bu yazıda (6)
- ›Üçlü dönemlendirme hangi değişimlere dayanır?
- ›İslamiyet Öncesi dönemde sözlü kültürden yazılı metne geçiş
- ›İslamiyet’in kabulüyle oluşan çift kanallı edebiyat
- ›Batı etkisinin tür ve sanat anlayışına yansıması
- ›Çözümlü örnekler: metin ipuçlarından dönem bulma
- ›Sık yapılan hatalar: tarih, ölçü ve dönem sınırları
Türk Edebiyatı Dönemleri: Özellikleri, Ayrımları ve AYT İpuçları
Bir edebî metni yalnızca yazıldığı tarihe bakarak sınıflandırmak çoğu zaman yeterli değildir. Metnin dili, kullandığı ölçü, beslendiği inanç sistemi, hitap ettiği çevre, tercih ettiği tür ve ele aldığı konular da hangi edebiyat döneminin özelliklerini taşıdığını gösterir. Örneğin hece ölçüsü kullanan her metin otomatik olarak İslamiyet Öncesi döneme ait değildir; Halk edebiyatında da hece ölçüsü yaygındır. Benzer şekilde Arapça ve Farsça kelimelerin bulunması tek başına bir metni Divan edebiyatına yerleştirmez.
Türk edebiyatı dönemleri, edebiyat tarihini ezberlenmesi gereken kopuk başlıklara ayırmak için değil, değişimin yönünü görmek için kullanılır. Türklerin sözlü kültür çevresinde oluşturduğu ürünlerden İslamiyet'in kabulüyle ortaya çıkan yeni dünya görüşüne, oradan da 19. yüzyıldan itibaren Batı edebiyatıyla kurulan ilişkiye uzanan bu çizgide dil, tür ve sanat anlayışı birlikte dönüşmüştür. Bu nedenle dönemleri öğrenirken yalnızca tarih aralıklarını değil, her dönemi belirginleştiren anahtar göstergeleri de eşleştirmek gerekir.
Üçlü dönemlendirme hangi değişimlere dayanır?
Türk edebiyatı genel olarak üç ana dönemde ele alınır:
- İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
- İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
- Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
Bu sınıflandırmanın temel ölçütü yalnızca zaman değildir. Dönemler; toplumun inanç sistemi, yaşama biçimi, kültürel ilişkileri, kullandığı dil, edebî türleri ve sanat anlayışı üzerinden belirlenir. İslamiyet'in kabulü, Türk edebiyatında Arap ve Fars edebiyatlarıyla güçlü bir etkileşim başlattığı için önemli bir kırılma noktasıdır. 19. yüzyıldan itibaren Batı kültürüyle kurulan ilişki ise roman, tiyatro, makale ve hikâye gibi türlerin yaygınlaşmasını ve yeni edebî anlayışların ortaya çıkmasını hızlandırmıştır.
Bu dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihleri yaklaşık kabul edilir. Çünkü edebî değişim bir gecede gerçekleşmez. Eski döneme ait dil, ölçü veya tür özellikleri sonraki dönemde de görülebilir. Bu yüzden bir metni sınıflandırırken tek bir ipucuna değil, baskın özelliklerin tamamına bakmak gerekir.
Dönemlendirme ile edebî akım aynı şey değildir. Dönem, geniş bir tarihsel ve kültürel çerçevedir; akım ise belirli bir sanat anlayışı çevresinde oluşan estetik yönelimdir. Bir dönem içinde birden fazla edebî akım görülebilir. Bu ayrımı AYT Edebiyat Edebî Akımlar konusuyla birlikte düşünmek, metin sorularında karışıklığı azaltır.
İslamiyet Öncesi dönemde sözlü kültürden yazılı metne geçiş
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Türklerin İslamiyet'i kabulünden önce oluşturduğu sözlü ve yazılı ürünleri kapsar. Göçebe veya yarı göçebe yaşamın, doğayla iç içe sosyal düzenin ve sözlü aktarımın etkisi belirgindir. Şiirler çoğunlukla kopuz eşliğinde söylenmiş; doğa, savaş, kahramanlık, ölüm ve toplumsal değerler öne çıkmıştır.
Bu dönemin sözlü ürünleri arasında sav, sagu, koşuk ve destanlar bulunur. Sav, atasözü niteliğindeki özlü sözleri; sagu, ölüm ve yas çevresinde söylenen ağıtları; koşuk ise aşk, doğa, şölen ve savaş gibi konuların işlendiği şiirleri ifade eder. Destanlar, toplumun ortak hafızasını ve kahramanlık anlayışını geniş anlatılarla taşır.
Dönemin önemli yazılı örnekleri Orhun Yazıtları'dır. Bu metinler, sözlü kültür özelliklerinin tamamen ortadan kalktığını değil, Türkçenin yazılı anlatımda da güçlü bir kullanım alanı bulduğunu gösterir. Dolayısıyla 'İslamiyet Öncesi edebiyat yalnızca sözlüdür' ifadesi eksiktir. Doğru yaklaşım, sözlü geleneğin baskın olduğunu; bunun yanında Orhun Yazıtları gibi yazılı örneklerin de bulunduğunu belirtmektir.
Bu dönemi tanımak için şu ipuçları birlikte aranabilir: hece ölçüsüne dayalı şiir anlayışı, sade ve doğrudan anlatım, doğa ve kahramanlık temaları, sözlü aktarım, sav-sagu-koşuk-destan türleri ve İslamiyet öncesi inanç çevresi. Ancak yalnızca hece ölçüsünü görmek yeterli değildir; hece, sonraki dönemlerde özellikle Halk edebiyatında da kullanılmıştır.
İslamiyet’in kabulüyle oluşan çift kanallı edebiyat
İslamiyet'in kabulü, Türk edebiyatında yeni bir dünya görüşünün ve yeni bir kültürel çevrenin oluşmasına yol açmıştır. Arap ve Fars edebiyatlarıyla etkileşim sonucunda yeni kavramlar, nazım şekilleri, anlatım biçimleri ve sanat anlayışları edebiyata girmiştir. Bu dönem, tek tip bir edebiyat üretmemiş; Divan edebiyatı ve Halk edebiyatı gibi farklı kolların gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Divan edebiyatı, başta saray, medrese, bürokrasi ve şehirli aydın çevreleri olmak üzere eğitimli zümreler arasında gelişen, sanatlı ve yoğun bir anlatımı benimseyen klasik edebiyat koludur. Aruz ölçüsü, gazel, kaside ve mesnevi gibi nazım şekilleriyle anılır. Soyut ve mazmunlarla örülü anlatım, Arapça ve Farsça kelimelerin yoğun biçimde kullanılması ve estetik kaygının öne çıkması bu kolun ayırt edici özellikleri arasındadır. Buradaki genelleme bütün şairlerin aynı dili veya aynı temaları kullandığı anlamına gelmez; söz konusu olan baskın eğilimdir.
Halk edebiyatı ise halkın sözlü ve yazılı kültür çevresinde gelişmiştir. Hece ölçüsü ve daha yalın bir dil yaygındır. Anonim halk edebiyatında mani, ninni ve tekerleme; âşık edebiyatında koşma, semai ve varsağı; Tekke-Tasavvuf edebiyatında ilahi ve nefes gibi ürünler öne çıkar. Halk edebiyatını yalnızca 'sade dil' ile tanımlamak da eksik kalır; kullanılan tür, ölçü, söyleyici çevresi ve konu da birlikte incelenmelidir.
Bu iki kol aynı tarihsel dönem içinde var olmuştur. Bu nedenle 'İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı yalnızca Divan edebiyatıdır' denemez. Divan ve Halk edebiyatı, aynı geniş kültürel dönemde farklı sosyal çevrelerin ve sanat anlayışlarının ürünüdür. Nazım biçimlerini ölçü ve içerikle birlikte karşılaştırmak için AYT Edebiyat Nazım Şekilleri bağlantısından yararlanılabilir.
Batı etkisinin tür ve sanat anlayışına yansıması
Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı, 19. yüzyıldan itibaren Batı kültürü ve özellikle Fransız edebiyatıyla artan etkileşim sonucunda gelişmiştir. Bu dönemde edebiyatın tür kadrosu genişlemiş; roman, hikâye, tiyatro ve makale gibi türler görünür hâle gelmiştir. Dilin sadeleşmesi, toplumsal meselelerin tartışılması ve yeni sanat anlayışlarının denenmesi de bu dönemin temel dönüşümlerindendir.
Tanzimat Edebiyatı genel olarak 1860-1896 aralığıyla ilişkilendirilir. Batılılaşma, hak, adalet ve toplumsal fayda gibi kavramlar öne çıkar. Servet-i Fünûn Edebiyatı 1896-1901 arasında sanat için sanat anlayışı, ağır ve süslü dil, bireysel temalar ile parnasizm ve sembolizm etkileriyle anılır. Fecr-i Âti 1909-1912 arasında kısa süreli bir edebî topluluk olarak 'Sanat şahsi ve muhteremdir' anlayışını savunmuştur.
Millî Edebiyat genel olarak 1911-1923 aralığında Türkçülük, dilde sadeleşme ve yerli-millî konulara yönelişle belirginleşir. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı ise 1923'ten günümüze uzanan, farklı tür ve anlayışların bir arada bulunduğu geniş bir dönemdir. Bu tarihler, sınavda ayırt edici çerçeve sağlar; fakat edebî anlayışların birbirinden tamamen kopuk olduğunu düşündürmemelidir.
Batı etkisini tanımak için yalnızca 'roman yazılmıştır' ipucuna güvenmek doğru değildir. Roman veya tiyatro gibi türlerin kullanımı, metnin hangi alt döneme ait olduğunu tek başına göstermez. Dilin niteliği, sanat için sanat ya da toplum için sanat anlayışı, işlenen konu ve dönemin tarihsel bağlamı birlikte değerlendirilmelidir.
Çözümlü örnekler: metin ipuçlarından dönem bulma
Örnek 1
Verilenler: Bir şiir parçasında doğa ve kahramanlık temaları işleniyor. Şiir, hece ölçüsüyle ve sade bir söyleyişle kurulmuş; metnin sözlü gelenekten geldiği belirtiliyor.
Çözüm adımları:
- Konu ipuçlarını belirleyelim: Doğa ve kahramanlık, İslamiyet Öncesi sözlü ürünlerde sık görülen temalardır.
- Biçimsel göstergeleri inceleyelim: Hece ölçüsü ve sade söyleyiş bu dönemle uyumludur.
- Aktarım biçimine bakalım: Sözlü gelenek vurgusu, dönemin kültürel yapısını destekler.
- Alternatifleri kontrol edelim: Hece ölçüsü Halk edebiyatında da bulunduğu için tek başına yeterli değildir; ancak sözlü gelenek, doğa-kahramanlık temaları ve dönemsel bağlam bir araya geldiğinde İslamiyet Öncesi yorumu güçlenir.
Sonuç: Metin, baskın özellikleri bakımından İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı ile ilişkilendirilir.
Örnek 2
Verilenler: Bir şiirde aruz ölçüsü kullanılıyor; dilde Arapça ve Farsça kelimeler yoğun, anlatım sanatlı ve soyut. Şiirin nazım şekli gazel olarak veriliyor.
Çözüm adımları:
- Ölçüyü değerlendirelim: Aruz, Divan edebiyatının belirgin göstergelerinden biridir.
- Dile bakalım: Arapça ve Farsça kelimelerin yoğunluğu, klasik edebiyat çevresini destekler.
- Anlatım ve türü birleştirelim: Sanatlı-soyut anlatım ile gazel nazım şekli aynı yönde işaret verir.
- Dönem-kol ayrımını yapalım: Bu özellikler, geniş anlamda İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı dönemi içindeki Divan edebiyatı koluna aittir.
Sonuç: Metin, İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı'nın Divan edebiyatı koluna yerleştirilir. Burada yalnızca 'İslamiyet sonrası' demek yetersizdir; alt kolu da belirtmek gerekir.
Sık yapılan hatalar: tarih, ölçü ve dönem sınırları
-
İslamiyet Öncesi dönemi yalnızca sözlü edebiyat sanmak: Orhun Yazıtları gibi yazılı örnekler de vardır. Doğru ifade, sözlü geleneğin baskın olduğudur.
-
Hece ölçüsünü tek başına dönem göstergesi kabul etmek: Hece, İslamiyet Öncesi edebiyatta olduğu gibi Halk edebiyatında da kullanılır. Tema, tür ve kültürel çevreyle birlikte değerlendirilmelidir.
-
İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı'nı yalnızca Divan edebiyatıyla eşitlemek: Bu geniş dönem içinde Halk edebiyatı da gelişmiştir.
-
Batı etkisini yalnızca Tanzimat'la sınırlamak: Tanzimat, Batı etkisinin belirginleştiği başlangıç aşamasıdır; Servet-i Fünûn, Fecr-i Âti, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet dönemlerinde bu ilişki farklı biçimlerde sürmüştür.
-
Tarihleri kesin sınır gibi kullanmak: 1860, 1896, 1901, 1909, 1911, 1922 ve 1923 gibi tarihler sınavda ayırt edici dönüm noktalarıdır; fakat edebî özellikler bu tarihlerde aniden yok olmaz veya başlamaz.
-
Dönem ile akımı karıştırmak: Tanzimat veya Cumhuriyet bir dönem çerçevesi; parnasizm ve sembolizm ise edebî akım niteliğindedir. Bir metnin dönemini belirledikten sonra akımını ayrıca sorgulamak gerekir.
-
Bir metni tek ipucuyla sınıflandırmak: En güvenli yöntem, dil + ölçü + tür + konu + sanat anlayışı göstergelerinden en az birkaçını birlikte değerlendirmektir.
Bir müzik listesindeki 1970'ler türküsü, 1990'lar pop şarkısı ve güncel bir parçayı karşılaştırdığınızı düşünün. Üçü de müzik olmasına rağmen kullanılan çalgılar, dil, ritim ve anlatılan hayat değişir. Türk edebiyatı dönemleri de benzer biçimde aynı dilin farklı tarihsel ve kültürel ortamlarda kazandığı değişik sesleri ayırt etmeye yarar: Orhun Yazıtları'nın kamusal söyleyişi, Divan şiirinin sanatlı dili ve Batı etkisindeki romanın anlatım imkânları aynı edebiyatın farklı dönemsel görünümleridir.
AYT'de dönem sorularını çözerken önce metnin tarihini değil, ayırt edici göstergelerini tarayın. Aruz + gazel + yoğun Arapça-Farsça kelime kullanımı Divan edebiyatını; hece + sade dil + anonim ürün, âşık söyleyişi veya tasavvufî içerik Halk edebiyatını düşündürür. Roman, tiyatro, makale gibi Batı kaynaklı türler görüldüğünde metni doğrudan Tanzimat'a bağlamayın; dilin ağır mı sade mi olduğu, sanat anlayışının toplumsal mı bireysel mi olduğu ve verilen tarih birlikte incelenmelidir.
Tarihleri çalışırken 1860-1896 Tanzimat, 1896-1901 Servet-i Fünûn, 1909-1912 Fecr-i Âti, 1911-1923 Millî Edebiyat ve 1923 sonrası Cumhuriyet çerçevesini bir zaman çizelgesinde tutmak yararlıdır. Dönemlerin özelliklerini yazar-eser listelerinden bağımsız ezberlemek yerine, her dönem için 'dil, ölçü, tür, konu, sanat anlayışı' başlıklarından kısa bir karşılaştırma kartı hazırlayın. AYT Edebiyat Nasıl Çalışılır ve AYT Edebiyat Soru Dağılımı içerikleri bu çalışmayı planlamaya yardımcı olabilir. Metindeki mecaz ve benzetmeler için AYT Edebiyat Söz Sanatları konusunu da ayrı çalışmak gerekir.
Sık sorulan sorular
Türk edebiyatı kaç ana döneme ayrılır?
Genel sınıflandırmaya göre üç ana dönem vardır: İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı ve Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı.
İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı hangi kollara ayrılır?
Bu geniş dönem içinde başlıca Divan edebiyatı ve Halk edebiyatı gelişmiştir. Halk edebiyatı da anonim, âşık ve Tekke-Tasavvuf çevreleriyle incelenebilir.
Hece ölçüsü hangi döneme aittir?
Hece ölçüsü İslamiyet Öncesi Türk edebiyatında ve Halk edebiyatında yaygın olarak kullanılmıştır. Bu nedenle yalnızca hece ölçüsüne bakarak kesin dönem kararı verilmemelidir.
Dönemlerin tarihleri kesin midir?
Hayır. Verilen tarihler, önemli kültürel ve edebî kırılmaları göstermek için kullanılan yaklaşık çerçevelerdir. Bir dönemin özellikleri önceki veya sonraki yıllarda da görülebilir.
Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı ne zaman başlar?
Genel sınıflandırmada 19. yüzyıldan itibaren başlatılır. Tanzimat Edebiyatı, Batı etkisinin belirgin biçimde görüldüğü ilk alt dönem olarak değerlendirilir.
- •Türk Edebiyatının Dönemleri - Türk Dili ve Edebiyatıturkedebiyati.org
- •TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİkurguluyorum.com
- •ÖZET OLARAK TÜRK EDEBİYATI DÖNEMLERİsonersadikoglu.com
- •tr.wikipedia.orgtr.wikipedia.org
- •hbeml.meb.k12.trhbeml.meb.k12.tr
- •b2b.kulturyayincilik.comb2b.kulturyayincilik.com