Ana sayfaekonomiÜniversite Ekonomi (İktisat)Mikro İktisat
📈
Ekonomi · Üniversite Dersi

Mikro İktisat: Kararlardan Piyasa Dengesine Kapsamlı Rehber

İktisat Teorisi· universite· 11 dk okuma· Son güncelleme: 19 Temmuz 2026
Öğreniyo İçerik Ekibi tarafından hazırlandı · Editör: Yusufhan Seyis
Kısaca

Mikro iktisat; tüketicilerin, firmaların ve belirli piyasaların kıt kaynaklar altında nasıl karar verdiğini inceler. Arz-talep, fırsat maliyeti, marjinal analiz, esneklik ve piyasa yapıları sayesinde fiyatların, üretim miktarlarının ve kaynak dağılımının neden değiştiğini açıklar.

Bu yazıda (8)
📈
Ekonomi

Mikro İktisat: Kararlardan Piyasa Dengesine Kapsamlı Rehber

İktisat, sınırsız ihtiyaçlarla sınırlı kaynaklar arasındaki seçimi inceler. Para, zaman, emek, doğal kaynaklar ve üretim araçları sınırlı olduğu için bireyler ve firmalar her kararlarında alternatifler arasında seçim yapmak zorundadır. Mikro iktisat bu seçimi ekonominin tekil birimleri üzerinden ele alır: bir tüketicinin hangi ürünü alacağı, bir firmanın ne kadar üretim yapacağı veya belirli bir piyasada fiyatın nasıl oluşacağı mikro iktisadın sorularıdır.

Mikro iktisat yalnızca kavramları tanımlayan bir alan değildir. Bir fiyat değişiminin talep edilen miktarı nasıl etkilediğini, üretim maliyetlerinin firma kararlarını nasıl değiştirdiğini ve piyasadaki rekabet düzeyinin tüketici refahını neden etkilediğini modellemeye çalışır. Bu nedenle analizlerde çoğu zaman diğer koşulların sabit olduğu varsayılır. Örneğin talep eğrisi incelenirken gelir, zevkler, ikame mallarının fiyatı ve beklentiler sabit kabul edilebilir. Bu varsayım, tek bir değişkenin etkisini ayırt etmeye yardımcı olur; ancak gerçek hayatta bütün koşulların aynı anda değişebileceği unutulmamalıdır.

Kıt kaynakla seçim yapmak: fırsat maliyeti ve marjinal karar

Kıtlık, sınırlı kaynakların tüm istekleri veya alternatif kullanım alanlarını karşılamaya yetmemesidir. Kıtlık bulunduğunda her tercih bir vazgeçiş içerir. Bir seçeneği tercih ederken vazgeçilen en iyi alternatifin değeri fırsat maliyetidir. Buradaki ölçüt, vazgeçilen bütün seçeneklerin toplamı değil, seçilmeyen en iyi alternatiftir.

Örneğin bir öğrencinin iki saatini sınava çalışmaya ayırması durumunda fırsat maliyeti, o iki saatte yapabileceği alternatifler arasındaki en değerli seçenektir. Bu değer yalnızca para olmak zorunda değildir; dinlenme, işte çalışma veya başka bir derse hazırlanma da fırsat maliyeti oluşturabilir. Bu nedenle karar analizi yapılırken yalnızca doğrudan ödemeye değil, vazgeçilen alternatife de bakılır.

Marjinal analiz, toplam miktar yerine bir birimlik ek kararın sonuçlarını karşılaştırır. Marjinal fayda, bir mal veya faaliyetin bir birim daha artırılmasından doğan ek faydadır. Marjinal maliyet ise bir birim daha üretmenin ya da tüketmenin ek maliyetidir. Basitleştirilmiş karar kuralı, marjinal fayda marjinal maliyetten büyük olduğu sürece ek faaliyetin tercih edilebilmesidir. Marjinal fayda marjinal maliyete eşitlendiğinde, ek birimin sağladığı kazanç ile maliyet dengelenir.

Bu yaklaşım, toplam faydanın veya toplam maliyetin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Karar verici mevcut durumdan bir adım daha ileri gidip gitmemeyi değerlendirir. Ayrıca 'rasyonel davranış' varsayımı, aktörlerin amaçları ve sahip oldukları bilgiler çerçevesinde en iyi seçeneği aradığını kabul eder; bu, insanların psikolojik ve sosyal etkilerden tamamen bağımsız olduğu anlamına gelmez. Davranışsal iktisat, bu varsayımın gerçek hayatta hangi nedenlerle sınırlanabildiğini inceler.

Talep eğrisini okuma: fiyat değişimi ile talep değişimini ayırmak

Talep, tüketicilerin belirli bir dönemde farklı fiyat düzeylerinde satın almak istedikleri ve satın alabilecekleri miktarları ifade eder. Talep edilen miktar ise belirli bir fiyata karşılık gelen tek bir miktardır. Bu ayrım önemlidir: yalnızca malın kendi fiyatı değiştiğinde talep eğrisi üzerinde hareketten söz edilir; gelir, zevkler, beklentiler, tüketici sayısı veya ikame mallarının fiyatı değiştiğinde talep eğrisinin bütünü sağa ya da sola kayabilir.

Talep yasası, diğer koşullar sabitken fiyat yükseldiğinde talep edilen miktarın azalabileceğini, fiyat düştüğünde artabileceğini ifade eder. Bu ilişki bütün mallarda aynı biçimde ve her koşulda gözlenmek zorunda değildir; analiz, diğer belirleyicilerin sabit tutulmasına dayanır. İkame malları ve tamamlayıcı mallar da talebi etkiler. Bir malın ikamesinin fiyatı yükselirse o mala yönelen talep artabilir. Birlikte kullanılan tamamlayıcı malın fiyatındaki artış ise ana mala olan talebi azaltabilir.

Talep kararının altında tüketici tercihi ve bütçe kısıtı bulunur. Tüketici gelirini farklı mallar arasında dağıtırken elde edeceği faydayı artırmaya çalışır. Bir malın fiyatı değiştiğinde tüketicinin satın alma gücü ve diğer mallar karşısındaki tercihleri de değişebilir. Kayıtsızlık eğrileri farklı mal bileşimleri arasında aynı faydayı gösterirken bütçe doğrusu tüketicinin satın alabileceği bileşimleri gösterir. Tüketici optimumu, bütçe doğrusu üzerindeki erişilebilir en yüksek kayıtsızlık eğrisinde, iç çözüm varsa genellikle teğetlik noktasında bulunur; köşe çözümleri de ayrıca dikkate alınır.

Arz-talep kesişiminden piyasa dengesine

Arz, üreticilerin farklı fiyat düzeylerinde satmak istedikleri ve satabilecekleri miktarları ifade eder. Diğer koşullar sabitken fiyat yükseldiğinde üreticilerin piyasaya sunmak istediği miktar artabilir; çünkü daha yüksek fiyat üretimin getirisini artırabilir. Ancak üretim kapasitesi, girdi fiyatları, teknoloji, vergiler ve üretici sayısı arzı da etkiler. Bu değişkenlerden biri değiştiğinde yalnızca arz edilen miktar değil, arz eğrisinin konumu değişebilir.

Piyasa dengesi, talep edilen miktar ile arz edilen miktarın eşitlendiği fiyat ve miktar bileşimidir. Denge fiyatının üzerinde fiyat oluşursa arz fazlası, yani satılmak istenen miktarın talep edilen miktarı aşması görülebilir. Denge fiyatının altında ise talep fazlası oluşabilir. Bu durumda bazı tüketiciler ürünü bulamayabilir veya fiyat üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabilir. Denge, piyasada fiilen her zaman gerçekleşen kusursuz bir sonuç değil, arz ve talep ilişkisini açıklayan analitik bir referans noktasıdır.

Bir malın fiyatı değiştiğinde oluşan hareket ile arz veya talep eğrisinin kayması karıştırılmamalıdır. Örneğin yalnızca kahvenin fiyatındaki değişim, kahvenin talep edilen miktarında hareket yaratır. Tüketici gelirindeki değişim ise kahve talebinin tümünü değiştirebilir. Yeni dengeyi bulmak için önce hangi eğrinin neden kaydığını belirlemek, ardından yeni kesişimde fiyat ve miktarın önceki dengeye göre nasıl değiştiğini değerlendirmek gerekir.

Tek bir piyasadaki değişimi, diğer piyasaları sabit varsayarak incelemek kısmi denge analizidir. Oysa bir piyasadaki değişim tamamlayıcı malları, ikame mallarını, emek piyasasını ve üretim girdilerini etkileyebilir. Bu karşılıklı etkileri bütün piyasalarla birlikte ele alan yaklaşım genel denge teorisine bağlanır.

Esneklikle fiyat kararının sonucunu ölçmek

Talebin fiyat esnekliği, fiyattaki yüzde değişimin talep edilen miktardaki yüzde değişimle karşılaştırılmasıdır. Formül şu şekilde yazılır:

Ed=%ΔQd%ΔP=ΔQdΔPPQdE_d = \frac{\%\Delta Q_d}{\%\Delta P} = \frac{\Delta Q_d}{\Delta P} \cdot \frac{P}{Q_d}

Bu ifade nokta esnekliği formudur. Sonlu iki değişim arasındaki esneklik hesaplanırken yay esnekliği kullanılacaksa ortalama fiyat ve ortalama miktar esas alınır; başlangıç fiyatı ve miktarı kullanılıyorsa sonuç baz-dönem esnekliği olarak belirtilmelidir.

Talep eğrisi aşağı eğimli olduğu için hesaplanan değer çoğu zaman negatif çıkar. Sınıflandırmada genellikle mutlak değer kullanılır. Ed>1|E_d|>1 ise talep esnek, Ed<1|E_d|<1 ise talep inelastik, Ed=1|E_d|=1 ise birim esnektir. Bu eşikler, miktarın fiyata göre duyarlılığını yorumlamak için kullanılır; esneklik, tek başına malın 'iyi' veya 'kötü' olduğunu göstermez.

Talep esnekse fiyat değişimi miktarı oransal olarak daha fazla değiştirir. Talep inelastikse miktar, fiyattaki oransal değişime göre daha az değişir. Toplam satış geliri değerlendirilirken fiyat ile satılan miktarın birlikte değiştiği unutulmamalıdır. Bu nedenle fiyat artırmanın geliri artırıp artırmayacağı, talebin hangi aralıkta esnek olduğuna bağlıdır. Birim esneklikte fiyat ve miktardaki oransal değişimler birbirini dengeleyebilir.

Esnekliğin değeri zaman aralığına, ikame seçeneklerinin bulunmasına, malın bütçedeki payına ve malın zorunlu ya da lüks olarak algılanmasına bağlı olabilir. Bu nedenle tek bir mal için her koşulda geçerli sabit bir esneklik değeri varsayılmamalıdır. Ayrıca fiyat esnekliği ile gelir esnekliği aynı kavram değildir: fiyat esnekliği malın kendi fiyatına, gelir esnekliği tüketici gelirine karşı duyarlılığı ölçer.

Firma kararı ve piyasa yapısı: rekabetten monopol gücüne

Üretici teorisi, firmanın üretim miktarını, girdi kullanımını ve maliyetlerini inceler. Sabit maliyet, üretim miktarı değişse de kısa dönemde değişmeyen maliyetleri; değişken maliyet ise üretim miktarıyla değişen maliyetleri ifade eder. Toplam maliyet bu maliyetlerin toplamıdır. Ortalama maliyet, toplam maliyetin üretim miktarına bölünmesiyle; marjinal maliyet ise bir birim daha üretmenin ek maliyetiyle ilişkilidir.

Firma kararının merkezinde gelir ile maliyet karşılaştırması bulunur. Ek üretimden elde edilen marjinal gelir marjinal maliyetten yüksekse üretimi artırmak kârlı olabilir; marjinal maliyet marjinal geliri aşarsa ek üretim kârı azaltabilir. Bu kural, firmanın üretim ve fiyat üzerinde hangi ölçüde kontrol sahibi olduğuna göre yorumlanır. Tam rekabetçi firmada firma piyasa fiyatını veri kabul eder. Monopolde ise tek satıcı piyasadaki arz ve fiyat koşulları üzerinde daha fazla güce sahiptir; ancak bu güç, tüketicilerin talebi ve üretim maliyetleriyle sınırlıdır.

Tam rekabette çok sayıda alıcı ve satıcı, benzer ürünler ve piyasaya giriş-çıkışın görece kolay olması gibi varsayımlar kullanılır. Monopolde tek satıcı bulunması, giriş engelleri ve yakın ikame eksikliği önemlidir. Oligopolde az sayıda firma birbirinin kararlarını dikkate alır; bir firmanın fiyat veya üretim kararı rakiplerin tepkisini etkileyebilir. Bu stratejik bağımlılık oyun teorisiyle analiz edilir. Tek bir piyasa yapısının sonuçlarını bütün piyasalara doğrudan genellemek yerine, ilgili yapının varsayımlarını kontrol etmek gerekir.

Piyasa başarısızlığında etkinlik ile adalet ayrımı

Piyasa mekanizması bazı durumlarda kaynakları toplumsal açıdan etkin biçimde dağıtamayabilir. Dışsallık, bir ekonomik faaliyetin işlemde doğrudan yer almayan üçüncü kişileri etkilemesidir. Kirlilik olumsuz dışsallığa örnek verilebilir. Bu durumda üretici veya tüketici kendi özel maliyetini hesaplarken üçüncü taraflara yüklenen maliyeti dikkate almayabilir. Olumlu dışsallıkta ise faaliyetten üçüncü taraflar da yararlanır.

Kamu malları, tüketimde rekabetin ve tüketimden dışlamanın bulunmadığı mallar olarak tanımlanır. Ulusal savunma bu kavram için verilen örneklerdendir. Asimetrik bilgide taraflardan biri diğerinden daha fazla bilgiye sahiptir; ikinci el araba piyasası bu sorunun açıklanmasında kullanılan örnekler arasındadır. Doğal tekel, özellikle yüksek sabit maliyetler ve ölçek ekonomileri nedeniyle piyasa talebinin tamamının tek bir firma tarafından birden fazla firmaya kıyasla daha düşük toplam maliyetle karşılanabildiği piyasa yapısıdır. Bu sorunların varlığı, müdahalenin otomatik olarak başarılı olacağını göstermez; politika tasarımının maliyetleri ve yan etkileri ayrıca değerlendirilmelidir.

Refah ekonomisi, kaynak dağılımının toplumsal sonuçlarını inceler. Pareto etkinliği, en az bir kişinin durumunu kötüleştirmeden başka bir kişinin durumunu iyileştirmenin mümkün olmadığı durumu ifade eder. Pareto etkinliği, dağılımın adil olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle etkinlik ile gelir dağılımı veya adalet değerlendirmeleri birbirinden ayrılmalıdır. Mikro iktisat, bu ayrımı yaparak yalnızca 'piyasa sonucu'nu değil, sonucun kimleri ve hangi maliyetlerle etkilediğini de sorgular.

Çözümlü örnekler

Örnek 1: Talep esnekliği hesaplama

Verilenler: Bir ürünün başlangıç fiyatı 40 TL, talep edilen miktarı 100 birim olsun. Fiyat 50 TL'ye yükseldiğinde talep edilen miktar 80 birime düşsün. Bu sayılar yalnızca hesaplama yöntemini göstermek için kullanılan varsayımsal bir örnektir.

  1. Fiyat değişimini bulun: ΔP=5040=10\Delta P=50-40=10 TL. Başlangıç fiyata göre oransal değişim 10/40=0,2510/40=0{,}25, yani yüzde 25'tir.
  2. Miktar değişimini bulun: ΔQd=80100=20\Delta Q_d=80-100=-20 birim. Başlangıç miktara göre oransal değişim 20/100=0,20-20/100=-0{,}20, yani yüzde -20'dir.
  3. Başlangıç değerleri kullanılarak baz-dönem esnekliğini hesaplayın: Ed=(0,20)/(0,25)=0,8E_d=(-0{,}20)/(0{,}25)=-0{,}8.
  4. Baz-dönem yöntemiyle mutlak değeri yorumlayın: Ed=0,8<1|E_d|=0{,}8<1 olduğu için bu yönteme göre talep inelastiktir. Yay esnekliği kullanılacaksa ortalama fiyat 4545 TL ve ortalama miktar 9090 birim alınır: Ed=(20/90)/(10/45)=1E_d=(-20/90)/(10/45)=-1. Bu durumda talep birim esnektir. Dolayısıyla yöntemi belirtmeden bu aralık için kesin olarak inelastik denemez. Her iki sonuç de yalnızca verilen aralık ve varsayımlar için geçerlidir; ürünün başka fiyat aralıklarında esnekliği farklı olabilir.

Örnek 2: Piyasa dengesini tablo üzerinden bulma

Verilenler: Varsayımsal bir piyasada fiyat 10 TL iken tüketiciler 60 birim talep ediyor, üreticiler 20 birim arz ediyor. Fiyat 20 TL iken talep 40, arz 40; fiyat 30 TL iken talep 20, arz 60 olsun.

  1. Her fiyat düzeyinde talep ile arzı karşılaştırın. 10 TL'de talep arzdan 40 birim fazladır; bu talep fazlasıdır.
  2. 20 TL'de talep ve arz 40 birimde eşittir. Bu nedenle denge fiyatı 20 TL, denge miktarı 40 birimdir.
  3. 30 TL'de arz talebi 40 birim aşar; bu arz fazlasıdır.
  4. Sonucu yorumlayın: Denge, verilen tablo içinde arz edilen ve talep edilen miktarın eşit olduğu noktadır. Talep artarsa veya arz azalırsa yeni dengeyi bulmak için ilgili eğrinin kayma yönü ve yeni kesişim değerlendirilir. Sadece fiyatın değiştiği durumda ise eğri kayması değil, eğri üzerinde hareket söz konusudur.

Sık yapılan hatalar ve karıştırılan kavramlar

  1. Talep ile talep edilen miktarı aynı sanmak: Malın kendi fiyatındaki değişim çoğunlukla talep edilen miktarda hareket yaratır. Gelir, beklenti veya ikame malının fiyatı gibi fiyat dışı bir etken değiştiğinde talep eğrisi kayabilir.

  2. Esnekliğin işaretini yanlış yorumlamak: Talep esnekliği çoğu durumda negatif işaret taşır. Esnek-inelastik sınıflaması yapılırken mutlak değere bakılır; 1,5-1{,}5 esnek, 0,5-0{,}5 inelastik kabul edilir.

  3. Dengeyi piyasanın 'en adil' sonucu sanmak: Denge, arz ve talebin eşit olduğu fiyat-miktar bileşimidir. Gelir dağılımının adil olduğunu veya herkesin ürüne erişebildiğini tek başına göstermez.

  4. Fırsat maliyetini bütün vazgeçilen seçenekler sanmak: Fırsat maliyeti, seçilmeyen en iyi alternatifin değeridir.

  5. Marjinal maliyet ile toplam maliyeti karıştırmak: Toplam maliyet tüm üretimin maliyetini, marjinal maliyet ise bir birim ek üretimin maliyetini anlatır. Üretim kararında ek birimin geliriyle ek maliyet karşılaştırılır.

  6. Monopolü sınırsız fiyat gücü olarak görmek: Monopol firma rakipsiz olsa bile talep kısıtıyla karşılaşır. Fiyatı artırdığında talep edilen miktar azalabilir; maliyetler ve tüketici talebi kararın sınırlarını oluşturur.

  7. Piyasa başarısızlığını otomatik devlet başarısı saymak: Dışsallık veya asimetrik bilgi müdahale gerekçesi yaratabilir; fakat müdahalenin tasarımı, maliyeti ve ortaya çıkarabileceği yeni sorunlar ayrıca analiz edilmelidir.

  8. Kısmi dengeyi bütün ekonominin sonucu sanmak: Tek piyasadaki analiz, diğer piyasaların etkisini geçici olarak dışarıda bırakır. Piyasalar arası bağlantılar için genel denge yaklaşımı gerekir.

Formül

Talebin fiyat esnekliği:

Ed=%ΔQd%ΔP=ΔQdQd÷ΔPP=ΔQdΔPPQdE_d = \frac{\%\Delta Q_d}{\%\Delta P} = \frac{\Delta Q_d}{Q_d} \div \frac{\Delta P}{P} = \frac{\Delta Q_d}{\Delta P} \cdot \frac{P}{Q_d}

Bu ifade nokta esnekliği formudur. Sonlu iki değişim arasında yay esnekliği hesaplanacaksa ortalama fiyat ve ortalama miktar kullanılmalıdır; başlangıç değerleri kullanılıyorsa sonuç baz-dönem esnekliği olarak belirtilmelidir. QdQ_d talep edilen başlangıç miktarını, PP başlangıç fiyatını; ΔQd\Delta Q_d ve ΔP\Delta P ise miktar ve fiyattaki değişimleri gösterir. Ed>1|E_d|>1 talebin esnek, Ed<1|E_d|<1 inelastik, Ed=1|E_d|=1 birim esnek olduğunu belirtir. Bu yorum, seçilen fiyat-miktar aralığı ve diğer koşullar sabit varsayımı için yapılır.

Günlük hayatta

Bir öğrenci, ders çıkışında 40 TL'lik bir kahve almak yerine aynı parayı ulaşımda kullanmayı seçsin. Öğrenci ulaşımı seçiyorsa ulaşımın fırsat maliyeti 40 TL'lik kahvedir; kahveyi seçseydi kahvenin fırsat maliyeti 40 TL'lik ulaşım olacaktı. Ertesi gün kahve fiyatı 50 TL'ye çıkınca kahve alma miktarını azaltması, kendi fiyatındaki değişime verilen talep tepkisini; kafelerin süt ve kahve çekirdeği maliyetleri yükseldiği için fiyatlarını değiştirmesi ise arz koşullarındaki değişimi gösterir.

Sınavda

TYT düzeyinde mikro iktisatla ilgili sorularda kıtlık, fırsat maliyeti, arz-talep ilişkisi ve fiyat değişiminin sonuçları kavramsal olarak sorgulanabilir. AYT veya üniversite iktisat derslerinde ise talep ve arz eğrilerinin kayması, denge fiyatı ve miktarı, esneklik hesabı, tüketici-üretici fazlası, maliyetler ve piyasa yapıları daha analitik biçimde ele alınır.

Sınavda önce değişen unsurun malın kendi fiyatı mı, yoksa fiyat dışı bir belirleyici mi olduğunu belirleyin. Kendi fiyatı değişiyorsa eğri üzerinde hareket; gelir, teknoloji, girdi maliyeti veya beklenti değişiyorsa eğrinin kayması düşünülür. Esneklik sorularında yüzde değişimleri hangi başlangıç değerine göre hesapladığınızı kontrol edin. Piyasa yapısı sorularında ise firma sayısı, ürün farklılaştırması, giriş engelleri ve firmanın fiyat üzerindeki gücü gibi varsayımları ayırın. Oligopol sorularında rakiplerin tepkisini hesaba katmak gerekir; bu nedenle konu oyun teorisiyle doğrudan bağlantılıdır.

Sık sorulan sorular

Mikro iktisat ile makro iktisat arasındaki fark nedir?

Mikro iktisat bireyleri, haneleri, firmaları ve belirli piyasaları inceler. Makro iktisat ise ekonomiyi bütün olarak ele alarak enflasyon, işsizlik ve ekonomik büyüme gibi ulusal düzeydeki göstergelere odaklanır. Ancak tekil kararların toplam ekonomik sonuçlara nasıl bağlandığı iki alan arasında ilişki kurar.

Arz veya talep eğrisi ne zaman kayar?

Talep eğrisi; gelir, tercihler, beklentiler, tüketici sayısı veya ilişkili malların fiyatları gibi fiyat dışı etkenler değiştiğinde kayabilir. Arz eğrisi; girdi maliyetleri, teknoloji, vergiler, üretici sayısı veya üretim koşulları değiştiğinde kayabilir. Malın kendi fiyatındaki değişim ise çoğunlukla ilgili eğri üzerinde harekettir.

Talep inelastikse fiyat artışı satış gelirini nasıl etkiler?

Talep inelastik olduğunda miktar, fiyatın oransal değişiminden daha az değişir. Diğer koşullar ve incelenen aralık sabitken fiyat artışı toplam geliri artırabilir; ancak bu sonuç yalnızca ilgili esneklik aralığı için geçerlidir. Esneklik birimden büyükse aynı yönde bir sonuç beklenmez.

Piyasa dengesi kıtlık olmadığı anlamına mı gelir?

Hayır. Denge, belirli fiyat düzeyinde arz edilen ve talep edilen miktarın eşit olmasıdır. Bu sonuç ürünün herkes için erişilebilir olduğunu, gelirin adil dağıldığını veya piyasanın toplumsal açıdan etkin olduğunu tek başına göstermez.

Mikro iktisat davranışların her zaman rasyonel olduğunu mu kabul eder?

Geleneksel mikro iktisat modelleri çoğu zaman tüketicilerin faydayı, firmaların kârı artırmaya çalıştığını varsayar. Bu, model kurmak için kullanılan bir varsayımdır. Gerçek kararlar bilişsel önyargılar, duygular ve sosyal normlardan etkilenebilir; davranışsal iktisat bu sapmaları inceler.

Kaynaklar
SıradakiMakro İktisat