Fiilimsi (Eylemsi) Nedir? Türleri, Ekleri ve Çözümlü Örnekler
Fiilimsi, fiil kök veya gövdelerinden türeyen; eylem anlamını korurken cümlede isim, sıfat ya da zarf görevinde kullanılan sözcüktür. İsim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil olmak üzere üçe ayrılır; türü yalnızca eke bakılarak değil, cümledeki görevine bakılarak belirlenir.
Bu yazıda (6)
- ›Fiilimsi ile çekimli fiili ayıran üç kontrol noktası
- ›İsim-fiilde eylemin adını kurma: -ma, -mak ve -ış
- ›Sıfat-fiilde nitelenen ismi ve adlaşmayı bulma
- ›Zarf-fiilde zaman, durum ve koşul ilişkisini kurma
- ›Çözümlü örnekler: eki değil, cümledeki görevi belirleme
- ›Sık yapılan hatalar ve karıştırılan sınır durumlar
Fiilimsi (Eylemsi) Nedir? Türleri, Ekleri ve Çözümlü Örnekler
Fiilimsi ya da eylemsi, bir hareketi veya oluşu doğrudan çekimli fiil olarak bildirmek yerine onu cümlede başka bir görevle kullanmamızı sağlar. Örneğin "Çocuk koştu." cümlesinde "koştu" zaman ve kişi bildiren çekimli bir fiildir. "Koşan çocuk yarışmayı kazandı." cümlesinde ise "koşan" sözcüğü bir eylem anlamı taşımasına rağmen "çocuk" ismini niteler; bu nedenle sıfat-fiildir.
Fiilimsileri öğrenirken yalnızca ek listelerini ezberlemek yeterli değildir. Aynı ek, farklı cümlelerde farklı görevler üstlenebilir; ayrıca bazı fiilimsi ekleriyle biçim bakımından aynı görünen kalıcı isimler de bulunabilir. Bu nedenle doğru çözüm sırası şudur: sözcüğün kökünü veya gövdesini bulmak, aldığı eki incelemek, eylem anlamını koruyup korumadığını kontrol etmek ve son olarak cümledeki görevini belirlemek.
Fiilimsi ile çekimli fiili ayıran üç kontrol noktası
Fiilimsi, fiil kök ya da gövdesinden türetilir; ancak çekimli fiil gibi kip ve kişi bildiren bir çekim içinde kullanılmaz. "Geldi" sözcüğünde geçmiş zaman ve üçüncü tekil kişi anlamı vardır. "Gelen öğrenci" sözündeki "gelen" ise bir öğrenciyi niteler; burada sözcük, eylem anlamını korusa da cümlenin temel yargısını tek başına taşıyan çekimli fiil değildir.
Ayırt etmek için üç soru kullanılabilir:
- Sözcük bir hareket, oluş veya kılış anlamını sürdürüyor mu? "Yazma" sözcüğü "Yazma alışkanlığı edinmelisin." cümlesinde yazma eylemiyle ilgilidir.
- Sözcük cümlede isim, sıfat veya zarf görevinde mi? "Kitap okumak yararlıdır." cümlesinde "okumak" isim görevindedir. "Okuyan öğrenci" sözünde "okuyan" sıfattır. "Gülerek konuştu." cümlesinde "gülerek" zarf görevindedir.
- Kullanılan ek gerçekten fiilimsi eki mi, yoksa aynı biçimdeki başka bir ek veya kalıcı isim mi? "Dondurma eridi." cümlesindeki "dondurma", bir yiyeceğin adıdır; cümlede belirli bir dondurma eylemini yan yargı olarak kurmaz.
Fiilimsiler olumsuzluk eki de alabilir: "gelmeyen", "okumamak", "konuşmadan". Buradaki "-ma/-me" her zaman isim-fiil eki değildir; önce olumsuzluk eki, ardından fiilimsi eki de gelebilir. Örneğin "gel-me-yen" sözcüğünde "-me" olumsuzluk, "-yen" ise sıfat-fiil yapısıdır. Bu ayrım, özellikle ekleri ayırma sorularında önemlidir.
İsim-fiilde eylemin adını kurma: -ma, -mak ve -ış
İsim-fiiller, fiili bir isim gibi kullanır. Yaygın isim-fiil ekleri "-ma/-me", "-mak/-mek" ve "-ış/-iş/-uş/-üş" biçimleridir. Bu ekleri alan sözcükler cümlede özne, nesne veya tümleç olabilir; isimler gibi hâl ve iyelik ekleri de alabilir.
"Kitap okumak zihni geliştirir." cümlesinde "okumak" sözcüğü özne görevindedir. "Ders çalışmayı seviyorum." cümlesinde "çalışmayı" belirtili nesnedir. Ek ayrımı şöyle gösterilebilir: çalış-ma-yı sözcüğünde "-ma" isim-fiil eki, "-yı" belirtme hâli ekidir. "Onun gülüşü herkesi etkiledi." cümlesinde ise "gülüşü" sözcüğü "-üş" isim-fiil eki ve iyelik ekiyle kurulmuştur.
İsim-fiil eki alan her sözcük aynı ölçüde fiilimsi sayılmaz. Bir sözcük zamanla eylem anlamından uzaklaşıp bir varlığın, nesnenin veya kavramın kalıcı adı olmuşsa fiilimsi özelliği aranmaz. "Dondurma", "çakmak" ve "sarma" gibi sözcükler cümlede birer kalıcı isim olarak kullanılabilir. Buna karşılık "Çamaşırları kurutmak için balkona çıktı." cümlesindeki "kurutmak", belirli bir eylemi karşıladığı için isim-fiildir.
İsim-fiilin temel karar kuralı şudur: Sözcük bir eylemi adlaştırıyor ve cümlede isim görevinde bulunuyorsa isim-fiildir. Sadece biçimine bakmak, kalıcı isimlerle fiilimsi biçimlerini karıştırmaya yol açar.
Sıfat-fiilde nitelenen ismi ve adlaşmayı bulma
Sıfat-fiiller, fiil kök veya gövdelerine sıfat-fiil ekleri getirilerek oluşturulur. Yaygın ekler şunlardır: "-an/-en", "-ası/-esi", "-maz/-mez", "-ar/-er/-r", "-dik/-dık/-duk/-dük", "-ecek/-acak" ve "-miş/-mış/-muş/-müş". Sıfat-fiil çoğunlukla bir ismi niteler: "gelen misafir", "çözülecek sorular", "okuduğum kitap".
"Hangi?" sorusu, ismi niteleyen sıfat-fiilleri bulmada yardımcı bir yöntemdir; ancak tek başına yeterli değildir. Sözcüğün fiilden türemesi, sıfat-fiil eki alması ve cümledeki görevi birlikte değerlendirilmelidir. "Yanan ağaçları söndürdüler." cümlesinde "hangi ağaçlar?" sorusunun cevabı "yanan"dır. Bu nedenle "yanan" sıfat-fiildir. "Gezilecek yerleri listeledik." cümlesinde de "gezilecek" sözcüğü "yerler"i niteler.
Nitelenecek isim cümlede söylenmemişse sıfat-fiil adlaşabilir. "Koşanlar yarışı bitirdi." cümlesinde "koşanlar", "koşan insanlar" anlamındadır. Sözcük çoğul eki almış ve ismin yerini tutmuştur. "Gördüklerimi sana anlatacağım." cümlesinde "gördüklerimi" sözcüğü sıfat-fiil yapısının iyelik ve hâl ekleriyle genişlemiş adlaşmış biçimidir.
Bazı ekler çekimli fiil ekleriyle biçimce benzer. "Gelecek günler güzel olacak." cümlesinde "gelecek", "günler"i niteleyen sıfat-fiildir. "Yarın gelecek." cümlesinde ise "gelecek", cümlenin yüklemidir ve gelecek zaman anlamı taşır. Dolayısıyla "-ecek" ekini görmek tek başına yeterli değildir; sözcüğün cümledeki görevine ve yargı durumuna bakılmalıdır.
Zarf-fiilde zaman, durum ve koşul ilişkisini kurma
Zarf-fiiller, bir eylemi başka bir eyleme bağlayarak zaman, durum, sebep, koşul veya ölçü gibi anlam ilişkileri kurar. Yaygın zarf-fiil ekleri arasında "-ip/-ıp/-up/-üp", "-arak/-erek", "-ken", "-alı/-eli", "-madan/-meden", "-dıkça/-dikçe/-dukça/-dükçe", "-ınca/-ince/-unca/-ünce", "-dığında/-diğinde/-duğunda/-düğünde", "-a...-a", "-r...-maz" ve "-maksızın/-meksizin" bulunur.
Zarf-fiilin görevini belirlemek için bağlı olduğu temel fiile soru sorulur. "Koşarak eve geldi." cümlesinde nasıl geldi sorusunun cevabı "koşarak"tır; sözcük durum bildirir. "Sen gelince konuşuruz." cümlesinde ne zaman konuşuruz sorusunun cevabı "sen gelince"dir; zaman ilişkisi kurulmuştur. "Düşünmeden karar verme." cümlesinde "düşünmeden", karar verme eyleminin hangi biçimde yapılmaması gerektiğini belirtir.
Zarf-fiil eki alan bölüm, çoğu zaman kendi içinde özne ve başka tümleçler bulundurabilir. "Ali kitabı okuyup not aldı." cümlesinde "kitabı" sözcüğü "okuyup" zarf-fiilinin nesnesidir. Böylece fiilimsi, türediği fiilin bazı ögelerini koruyabilir. Ancak zarf-fiilin cümledeki görevi isim veya sıfat olmak değil, temel yargıyı çeşitli yönlerden tamamlamaktır.
Zarf-fiillerde anlam ilişkisini yalnızca ek değil, cümlenin tamamı belirler. "Gülerek anlattı" durum anlamı taşırken "Gülünce herkes rahatladı" zaman veya koşula yakın bir ilişki kurar. Bu nedenle sınavda ek ezberinden sonra mutlaka "temel eylemi hangi yönden tamamlıyor?" sorusu sorulmalıdır.
Çözümlü örnekler: eki değil, cümledeki görevi belirleme
Örnek 1 Verilen cümle: "Sabah erkenden kalkıp kahvaltı yapmadan evden çıktı."
Adım 1: Fiil köklerini belirleyelim: "kalk-", "yap-" ve "çık-".
Adım 2: Fiilimsi biçimlerini ayıralım: "kalkıp" sözcüğünde "-ıp", "yapmadan" sözcüğünde "-madan" zarf-fiil yapısıdır. "Çıktı" ise geçmiş zaman ve üçüncü tekil kişi anlamı taşıyan çekimli fiildir.
Adım 3: Görevlerini soralım. "Kalkıp" temel eylem olan "çıktı"yı hangi eylemin eşlik ettiğini göstererek tamamlar. "Yapmadan" ise evden çıkma eyleminin hangi durum gerçekleşmeden yapıldığını belirtir.
Sonuç: Cümlede iki zarf-fiil ve bir çekimli fiil vardır. Fiilimsi sayısı 2, temel yargı sayısı 1'dir.
Örnek 2 Verilen cümle: "Okuduğum kitapları arkadaşlarıma vermek için çantamı hazırladım."
Adım 1: Eylem bildiren biçimleri inceleyelim: "okuduğum", "vermek" ve "hazırladım".
Adım 2: "Okuduğum" sözcüğü "kitapları" niteler; hangi kitaplar sorusunun cevabıdır. Bu nedenle "-duğum" yapısıyla kurulmuş, iyelik eki almış bir sıfat-fiildir.
Adım 3: "Vermek" sözcüğü "için" edatıyla birlikte amaç bildirir ve isim-fiil görevindedir. "Çantamı hazırladım" ise zaman ve kişi bildiren temel yargıdır.
Sonuç: Cümlede bir sıfat-fiil, bir isim-fiil ve bir çekimli fiil vardır. "Okuduğum" sözcüğünün sıfat-fiil olduğunu belirleyen unsur yalnızca "-dik" benzeri biçimi değil, "kitapları" sözcüğünü nitelemesidir.
Sık yapılan hatalar ve karıştırılan sınır durumlar
-
Her fiilimsi ekini görünce otomatik sınıflandırma yapmak: "Gelecek" sözcüğü "gelecek gün" sözünde sıfat-fiil, "Yarın gelecek" cümlesinde çekimli fiildir. Görev kontrolü yapılmadan karar verilmemelidir.
-
Her "-ma/-me" ekini isim-fiil sanmak: "Gelme!" sözcüğü gel- + -me (olumsuzluk eki) biçiminde çözümlenir ve olumsuz emir kipindedir; "-me" isim-fiil eki olarak kullanılmamıştır. "Kitap okuma alışkanlığı" sözünde ise "okuma" isim-fiil ya da kalıcılaşmış isim bağlamında değerlendirilebilir. Cümledeki anlam ve yapı incelenmelidir.
-
Kalıcı isimleri fiilimsi kabul etmek: "Dondurma soğukta bekliyor." cümlesinde "dondurma" bir yiyeceğin adıdır. "Dondurma işlemi uzun sürdü." cümlesinde ise bağlama göre eylemin adı anlamı öne çıkabilir. Sözcüğün gerçek bir eylemi yan yargı olarak taşıyıp taşımadığına bakılmalıdır.
-
Adlaşmış sıfat-fiili gözden kaçırmak: "Gelenleri içeri alın." cümlesinde "gelenleri" sözcüğünden sonra açık bir isim yoktur; ancak "gelen kişiler" anlamını taşır. Bu yapı sıfat-fiilin adlaşmış biçimidir.
-
Fiilimsi ile yüklemi karıştırmak: Bir cümlede fiilimsi bulunması, o sözcüğün temel yüklem olduğu anlamına gelmez. "Koşarak geldi" cümlesinde temel yargı "geldi" ile kurulmuştur; "koşarak" bu yargıyı tamamlar.
-
Fiilimsi ekinden sonra gelen ekleri de fiilimsi eki sanmak: "Çalışmayı" sözcüğünde "-ma" isim-fiil, "-yı" belirtme hâli ekidir. "Gördüklerim" sözcüğünde de fiilimsi yapısına iyelik eki eklenmiştir. Ekleri görevlerine göre ayırmak gerekir.
Fiilimsi türü = fiilimsi eki + cümledeki görev. İsim-fiil: isim görevi; sıfat-fiil: isim niteleme veya adlaşma; zarf-fiil: temel eylemi zaman, durum, sebep ya da koşul bakımından tamamlama.
Sabah işe giderken markete uğramayı unutma. Bu cümlede "giderken" zarf-fiildir; işe gitme eyleminin hangi zaman veya süreç içinde gerçekleştiğini belirtir. "Uğramayı" ise "uğramak" eylemini isimleştirerek "unutma" fiilinin nesnesi olan isim-fiildir. Aynı cümlede iki farklı fiilimsi türünün farklı görevlerde kullanılması, fiilimsilerin eylemleri tek bir anlatım içinde nasıl ilişkilendirdiğini gösterir.
TYT Türkçe'de fiilimsi sorularında önce çekimli fiili ve temel yargıyı bulun. Ardından kalan eylem anlamlı sözcükleri görevlerine göre sınıflandırın. Ek ezberi tek başına yeterli değildir; özellikle "-ma/-me", "-acak/-ecek", "-mış/-miş" ve "-dik/-dık" biçimlerinde sözcüğün cümlede isim, sıfat, zarf veya çekimli fiil olup olmadığına bakın. Fiilimsi sayısı sorularında kalıcı isimleri ve olumsuzluk eklerini ayrıca kontrol edin. Adlaşmış sıfat-fiillerde nitelenen isim yazılmamış olabilir; "gelenler", "bildiklerim" ve "çözülecekler" gibi örnekleri bu nedenle gözden kaçırmayın.
Sık sorulan sorular
Fiilimsiler kip ve kişi eki alabilir mi?
Fiilimsiler, çekimli fiillerdeki kip ve kişi çekimini alarak temel yargı kurmaz. Ancak isim-fiil veya adlaşmış sıfat-fiil biçimleri isimlerin aldığı hâl, iyelik ve çoğul eklerini alabilir. Bu iki ek türünü birbirine karıştırmamak gerekir.
Bir sözcüğün fiilimsi olduğunu anlamanın en güvenilir yolu nedir?
Önce sözcüğün fiilden türeyip türemediğine ve eylem anlamını koruyup korumadığına bakılır. Sonra cümledeki görevi belirlenir: isim gibi kullanılıyorsa isim-fiil, bir ismi niteliyorsa sıfat-fiil, başka bir eylemi tamamlıyorsa zarf-fiildir.
Her -ma veya -me eki isim-fiil eki midir?
Hayır. Bu biçim olumsuzluk eki olabilir, isim-fiil eki olabilir veya kalıcı bir sözcüğün parçası hâline gelebilir. "Kitap okumayı seviyorum" cümlesinde "okuma" isim-fiildir; "Gelme!" sözünde ise yapı aynı görevde değildir.
Adlaşmış sıfat-fiil nedir?
Sıfat-fiilin nitelediği isim cümlede söylenmediğinde sıfat-fiil ismin yerini tutabilir. "Yarışa katılanlar ödül aldı" cümlesinde "katılanlar", "katılan kişiler" anlamındaki adlaşmış sıfat-fiildir.
Zarf-fiil ile zarf arasındaki fark nedir?
Zarf-fiil, fiil kök veya gövdesinden fiilimsi ekiyle türetilir ve çoğunlukla başka bir eylemi tamamlar. "Hızlı geldi" sözündeki "hızlı" bir zarftır; "Koşarak geldi" cümlesindeki "koşarak" ise fiilden türemiş zarf-fiildir.
- •FİİLİMSİLER (EYLEMSİLER)viransehirekincilerilkortaokulu.meb.k12.tr
- •FİİLİMSİLER - TYT TÜRKÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) // ...sonersadikoglu.com
- •10.Sınıf Edebiyat Fiilimsiler (Eylemsiler) Konu Anlatımıyoutube.com