İktisadi Düşünce Tarihi: Merkantilizmden Marksizme Ekonomik Fikirler
İktisadi düşünce tarihi ekonomik olayları açıklamak için geliştirilen fikirlerin hangi dönemlerde, hangi koşullar altında ve nasıl değiştiğini inceler. Merkantilist politikaların önemli bir bölümünde dış ticaret fazlası ve değerli maden girişi öne çıkarken, klasik iktisat piyasa ve iş bölümünü, Marksist iktisat ise sınıf ilişkileri ve artı-değeri öne çıkarır.
Bu yazıda (7)
- ›İktisadi düşünce tarihini okurken sorulacak dört soru
- ›1776 öncesi ekonomik düşünce: Merkantilizmin devlet ve dış ticaret mantığı
- ›1776’dan 1870’lere klasik iktisat: İş bölümü, piyasa ve sınırlı müdahale
- ›Marksist iktisat: Sınıf çatışması, emek ve artı-değer
- ›Kurumsal yaklaşım ve yöntem sorunu: Fikirleri döneminden koparmamak
- ›Çözümlü örnekler: Bir ekolü tarih ve politika üzerinden sınıflandırma
- ›Sık yapılan hatalar ve karıştırılan kavramlar
İktisadi Düşünce Tarihi: Merkantilizmden Marksizme Ekonomik Fikirler
Ekonomik düşünceler, yalnızca soyut teorilerden oluşmaz; üretim biçimleri, devlet yapısı, ticaret ilişkileri, toplumsal sınıflar ve dönemin hâkim dünya görüşüyle birlikte şekillenir. Bu nedenle iktisadi düşünce tarihini öğrenirken sadece ekollerin adlarını ve temsilcilerini ezberlemek yeterli değildir. Her yaklaşımın hangi soruna cevap vermeye çalıştığını, ekonomide hangi aktörü merkezine aldığını ve devlet ile piyasa arasında nasıl bir ilişki kurduğunu karşılaştırmak gerekir.
Bu alan, iktisadi fikirlerin zaman içindeki gelişimini incelerken aynı zamanda fikirlerin siyasi, tarihi, kültürel ve dini bağlamlarını da dikkate alır. Örneğin merkantilizmde ekonomik güç ile devlet gücü birbirinden ayrı düşünülmezken, klasik iktisatta üretim, iş bölümü ve piyasa ilişkileri daha merkezi hâle gelir. Marksist yaklaşım ise bu piyasa ilişkilerinin arkasındaki sınıfsal yapıyı ve emeğin üretim sürecindeki konumunu sorgular.
Aşağıdaki rehberde dönemleri yalnızca kronolojik olarak sıralamak yerine her ekolü dört soruyla okuyacağız: Zenginlik nasıl tanımlanıyor? Kaynaklar nasıl tahsis edilmeli? Devletin rolü nedir? Ekonomik sorunların temel nedeni nerede görülüyor? Bu sorular, birbirine benzeyen kavramları ayırmayı ve sınavlarda karşılaştırmalı soruları çözmeyi kolaylaştırır.
İktisadi düşünce tarihini okurken sorulacak dört soru
İktisadi düşünce tarihi, ekonomik teorilerin kronolojik listesinden daha geniştir. Bir düşünceyi anlamak için önce onun zenginlik anlayışına bakılır. Merkantilist düşüncenin bazı kollarında, özellikle bullionizmde, zenginlik altın ve gümüş birikimiyle yakından ilişkilendirilirken klasik iktisatta üretim kapasitesi, iş bölümü ve piyasa düzeni daha belirgin hâle gelir. Ancak merkantilizm homojen bir doktrin değildir. Marksist iktisat ise zenginliğin nasıl üretildiği kadar, üretimden elde edilen değerin sınıflar arasında nasıl bölüşüldüğünü de sorar.
İkinci soru kaynak tahsisiyle ilgilidir: Üretilecek mallara ve kullanılacak kaynaklara kim karar verecektir? Merkantilist uygulamalarda devletin yönlendirici rolü öne çıkar. Klasik yaklaşımda ise serbest piyasa ve bireysel girişim daha fazla önem kazanır. Marksist yaklaşım, piyasa mekanizmasının sınıfsal eşitsizlikleri yeniden üretebileceği eleştirisini yaparak sonraki sosyalist ve Marksist-Leninist hareketlere teorik kaynak sağlamıştır; merkezi planlama ise Marx’ın özgün teorisinden ziyade sonraki yorum ve tarihsel uygulamalarda kurumsallaşmıştır.
Üçüncü soru devletin ekonomideki konumudur. Klasik iktisat piyasa koordinasyonuna daha fazla ağırlık verir; ancak klasik iktisatçıların devletin tüm ekonomik işlevlerinden çekilmesini savunduğu genellenmemelidir. Merkantilizmde ise devletin korumacı ve yönlendirici rolü belirgindir. Marksist uygulamalarda devletin üretim araçları, kaynak tahsisi ve gelir dağılımı üzerindeki etkisi daha da artmıştır.
Dördüncü soru, teorinin hangi sorunu açıklamaya çalıştığıdır. Merkantilizm ulusal gücün ve hazinenin nasıl güçlendirileceğine, klasik iktisat üretim ve piyasa düzeninin nasıl işlediğine, Marksist iktisat ise kapitalist üretimde sınıf çatışması ve emek sömürüsünün nasıl ortaya çıktığına odaklanır. Bu dört soruyla yapılan okuma, isim ve tarih ezberinden daha açıklayıcıdır.
1776 öncesi ekonomik düşünce: Merkantilizmin devlet ve dış ticaret mantığı
Bilimsel iktisadın ayrı bir disiplin olarak kurumsallaşmasından önce ekonomik fikirler çoğunlukla felsefi, dini veya siyasi metinlerin içinde dağınık biçimde bulunuyordu. Mevcut makalede bu dönem içinde öne çıkarılan yaklaşım, ticari kapitalizm döneminde ortaya çıkan ve devletin dış ticaret ile hazineyi güçlendirmesine önem veren düşünce ve politika eğilimleri olan merkantilizmdir. Merkantilizm genel olarak 16. yüzyıldan 18. yüzyılın sonlarına kadar etkili olmuştur; 1776, bu düşüncenin kesin sona erişinden çok klasik iktisadın başlangıcı bakımından kullanılan yaklaşık bir dönüm noktasıdır.
Merkantilist düşüncenin bazı kollarında, özellikle bullionizmde, zenginlik altın ve gümüş birikimiyle yakından ilişkilendirilmiştir; ancak merkantilizm homojen bir doktrin değildir. Merkantilist politikaların önemli bir bölümünde dış ticaret fazlası ve değerli maden girişini artırma hedeflenmiştir; ancak bu özellik tüm merkantilist uygulamalara koşulsuz biçimde yüklenmemelidir. İthalatın sınırlandırılması, yerli sanayilerin korunması ve devletin ekonomik faaliyetlere aktif biçimde müdahale etmesi de bu çerçevede değerlendirilir. Amaç yalnızca bireysel kazancı artırmak değil, ulusal hazineyi güçlendirmek ve devletin siyasal gücünü desteklemektir.
Bu yaklaşımı anlamak için iki kavramı ayırmak gerekir. Dış ticaret fazlası, ihracatın ithalattan yüksek olması hedefidir; korumacılık ise ithalatın sınırlandırılması ve ulusal üretimin korunmasına dönük politikaları ifade eder. İkisi aynı şey değildir, ancak merkantilist düşüncede çoğu zaman aynı ulusal güç hedefinin araçları olarak birlikte ele alınırlar.
Merkantilizmi günümüzdeki herhangi bir korumacı politikayla doğrudan özdeşleştirmek doğru olmaz. Çünkü bu düşünce, kendi dönemindeki ulus-devlet oluşumu, ticari rekabet, hazine ihtiyacı ve sömürgecilik bağlamında şekillenmiştir. Bir politikanın yalnızca ithalatı sınırlaması, onu otomatik olarak tarihsel anlamda merkantilist yapmaz; düşüncenin arkasındaki zenginlik ve devlet gücü anlayışı da incelenmelidir.
1776’dan 1870’lere klasik iktisat: İş bölümü, piyasa ve sınırlı müdahale
Klasik iktisat dönemi, Adam Smith’in 1776 tarihli Ulusların Zenginliği eseri nedeniyle çoğu ders anlatımında bu tarihle başlatılır ve mevcut metinde 1870’lere kadar uzanan bir çerçevede ele alınır. Ancak 1776, klasik iktisadın kesin başlangıç tarihi değil, yaklaşık ve simgesel bir dönüm noktasıdır. Bu dönem, iktisadın daha sistemli ve bağımsız bir inceleme alanı hâline gelmesi açısından önemlidir. Adam Smith’in yanı sıra David Ricardo ve Thomas Malthus da klasik iktisadi düşüncenin öne çıkan isimleri arasında yer alır.
Klasik yaklaşımın temel kavramlarından biri iş bölümü ve uzmanlaşmadır. İş bölümü, üretim sürecinin farklı görev ve aşamalara ayrılmasıdır. Bunun iktisadi anlamı, üretimin örgütlenme biçiminin verimlilik ve üretim kapasitesiyle ilişkilendirilmesidir. Ancak iş bölümünü yalnızca ‘daha çok üretim’ şeklinde ezberlemek eksik kalır; klasik çerçevede bu kavram, piyasa ilişkileri ve uzmanlaşma ile birlikte düşünülür.
Bir diğer kavram görünmez eldir. Bu ifade, bireylerin kendi çıkarlarını izlediği piyasa ilişkilerinin bazı koşullarda toplumsal üretimin ve değişimin düzenlenmesine katkı sağlayabileceği fikrini anlatır. Bu, bireysel çıkarın her durumda otomatik olarak toplumsal faydaya dönüşeceği anlamına gelmez. Metindeki klasik çerçevede vurgu, serbest piyasanın ve bireysel girişimin ekonomik koordinasyonda önemli rol oynayabilmesidir.
Klasik iktisat piyasa koordinasyonuna daha fazla ağırlık verir; ancak klasik iktisatçıların devletin tüm ekonomik işlevlerinden çekilmesini savunduğu genellenmemelidir. Bunun karşısında merkantilist yaklaşım, devletin dış ticareti, yerli sanayiyi ve hazineyi güçlendirmek için daha aktif kullanılmasını öne çıkarır. Bu karşılaştırmada dikkat edilmesi gereken nokta, klasik iktisadın devletin varlığını reddetmesi değil, ekonomik koordinasyonda piyasa mekanizmasına daha fazla ağırlık vermesidir.
Klasik iktisatçılar değeri açıklarken emek-değer teorisiyle ilişkilendirilen bir çerçeve geliştirmiştir. Ancak bu kavramı Marksist artı-değer kavramıyla aynı kabul etmek hatalıdır. Emek-değer teorisi değerin kaynağını açıklamaya dönük bir yaklaşımdır; Marksist artı-değer ise emek gücünün kullanım sürecinde yarattığı değer ile emek gücünün yeniden üretim maliyetini yansıtan ücret arasındaki farktır.
Marksist iktisat: Sınıf çatışması, emek ve artı-değer
Marksist iktisat, 19. yüzyılın ortalarında Karl Marx tarafından geliştirilen ve kapitalist sistemi eleştirel biçimde inceleyen bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın başlangıç noktası, ekonomik ilişkilerin toplumdaki sınıflardan bağımsız ele alınamayacağıdır. Burjuvazi ile proletarya arasındaki ilişki, üretim araçlarının mülkiyeti ve emek gücünün kullanımı üzerinden açıklanır.
Burjuvazi, mevcut çerçevede üretim araçlarına sahip olan sınıfı; proletarya ise geçimini emek gücünü satarak sağlayan sınıfı ifade eder. Bu ayrım, yalnızca gelir düzeyine göre yapılan bir sınıflandırma değildir. Asıl ölçüt, üretim araçları üzerindeki mülkiyet ve üretim sürecindeki konumdur. Bu nedenle yüksek veya düşük gelir tek başına bir kişiyi Marx’ın kullandığı sınıf kategorilerinden birine yerleştirmek için yeterli açıklama değildir.
Marx, emek-değer teorisini farklı bir perspektiften ele alarak artı-değer kavramını geliştirmiştir. Artı-değer, emek gücünün kullanım sürecinde yarattığı değer ile emek gücünün yeniden üretim maliyetini yansıtan ücret arasındaki farktır. Bu kavramın yorum kuralı şudur: Marx açısından sorun yalnızca üretimin yapılması değil, üretimden elde edilen değerin ve bu değerin paylaşımının sınıfsal bir ilişki içinde gerçekleşmesidir.
Marksist analiz kapitalizmin doğasında sınıf çatışması ve emek sömürüsü bulunduğunu savunur. Kapitalizmin içsel çelişkiler ve kriz eğilimleri taşıdığını, bunların kapitalist düzenin dönüşümünü mümkün veya tarihsel olarak olası kıldığını ileri sürer. Bu yaklaşım, Marksist iktisadın eleştirel ve tarihsel yönünü gösterir; ancak bunu bütün ekonomik sistemlerin aynı biçimde ve aynı zamanlamayla sonuçlanacağına dair genel bir yasa gibi kullanmamak gerekir.
Marksist düşünce, sonraki sosyalist ve Marksist-Leninist hareketlere teorik kaynak sağlamış; merkezi planlama ise Marx’ın özgün teorisinden ziyade sonraki yorum ve tarihsel uygulamalarda kurumsallaşmıştır. Bu sistemlerin çoğunda daha eşitlikçi bir bölüşüm hedeflenmiş, ancak uygulamadaki gelir ve statü farklılıkları ülkeye ve döneme göre değişmiştir. Teori ile tarihsel uygulamayı birbirinin tam karşılığı saymak yerine, teorinin hangi hedefleri önerdiği ve uygulamada hangi kurumlarla hayata geçirildiği ayrı ayrı incelenmelidir.
Kurumsal yaklaşım ve yöntem sorunu: Fikirleri döneminden koparmamak
İktisadi düşünce tarihinin önemli katkılarından biri, ekonomik olayları yalnızca fiyat, üretim veya ticaret gibi dar göstergelerle açıklamama gereğidir. Kurumsal iktisat, ekonomik aktörlerin davranışlarını ve piyasaların işleyişini belirleyen kuralları, normları, gelenekleri ve kurumları inceler. Devlet, aile ve piyasa bu çerçevede ekonomik davranışı şekillendiren kurumlara örnek olarak verilir.
Kurumsal yaklaşımda bir ekonomik sonuç yorumlanırken yalnızca ‘piyasa ne yaptı?’ sorusu sorulmaz. Hangi kuralların geçerli olduğu, kararların hangi gelenekler ve normlar içinde alındığı, devletin veya diğer kurumların ekonomik davranışı nasıl etkilediği de araştırılır. Bu nedenle kurumsal iktisat, ekonomik düşünceyi siyasi, tarihi, kültürel ve dini bağlamlarla birlikte değerlendiren disiplinlerarası bakışı güçlendirir.
Yöntem sorunu da burada önem kazanır. Bir düşünceyi bugünün kavramlarıyla doğrudan yargılamak, o düşüncenin ortaya çıktığı dönemin koşullarını gözden kaçırabilir. Örneğin merkantilizmi yalnızca ‘devlet müdahalesi’ diye özetlemek, onun hazine, ulusal güç ve dış ticaret fazlası bağlantısını eksik bırakır. Klasik iktisadı yalnızca ‘serbest piyasa’ diye tanımlamak, iş bölümü ve uzmanlaşma tartışmasını; Marksist iktisadı yalnızca ‘devletçilik’ diye anlatmak ise sınıf, emek ve artı-değer analizini görünmez kılar.
Bu yaklaşımın karar kuralı şöyledir: Bir ekolü değerlendirirken önce temel kavramını belirleyin, ardından bu kavramın hangi ekonomik soruna cevap verdiğini ve hangi politika sonucuna bağlandığını yazın. Böylece ‘ne söylüyor?’ sorusu, ‘neden söylüyor?’ ve ‘hangi sonuca götürüyor?’ sorularıyla tamamlanır.
Çözümlü örnekler: Bir ekolü tarih ve politika üzerinden sınıflandırma
Örnek 1 — Dönem ve ekol eşleştirme
Verilenler:
- Bir ekonomik düşüncede ulusal zenginlik altın ve gümüş birikimiyle ilişkilendiriliyor.
- Devlet dış ticarete müdahale ediyor, ithalatı sınırlandırıyor ve yerli sanayiyi korumaya çalışıyor.
- Amaç ulusal hazineyi ve devlet gücünü artırmak.
Çözüm adımları:
- Zenginlik ölçütüne bakılır. Altın ve gümüş birikimi vurgusu, klasik iktisadın üretim ve iş bölümü odaklı çerçevesinden ayrılır; bununla birlikte merkantilizmin homojen bir doktrin olmadığı hatırlanır.
- Devletin rolü belirlenir. Aktif müdahale, korumacılık ve dış ticaretin yönlendirilmesi merkantilist özelliklerdir.
- Amaç kontrol edilir. Ulusal hazine ve devlet gücü hedefi, bu eşleştirmeyi destekler.
Sonuç: Verilen düşünce merkantilizmle ilişkilendirilebilir. Tarihsel çerçeve, genel olarak 16. yüzyıldan 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanan bilimsel iktisat öncesi dönemdir; 1776 bu çerçevede kesin bir bitiş tarihi değil, klasik iktisadın başlangıcı bakımından kullanılan yaklaşık bir dönüm noktasıdır. Burada yalnızca ‘devlet müdahalesi var’ demek yeterli değildir; değerli maden birikimi, dış ticaret fazlası ve ulusal güç hedeflerinin birlikte bulunması, bazı merkantilist kollarla yapılan sınıflandırmayı güçlendirir.
Örnek 2 — Klasik ve Marksist yaklaşımı ayırma
Verilenler:
- Bir yaklaşım serbest piyasayı, bireysel girişimi ve iş bölümünü ekonomik koordinasyonun temel unsurları olarak görüyor.
- Diğer yaklaşım üretim araçlarının mülkiyetine, burjuvazi-proletarya ayrımına ve artı-değer sorununa odaklanıyor.
Çözüm adımları:
- İlk yaklaşımın merkezindeki aktör ve mekanizma belirlenir. Piyasa, bireysel girişim, iş bölümü ve uzmanlaşma klasik iktisatla ilişkilidir.
- İkinci yaklaşımın analiz düzeyi belirlenir. Mülkiyet, sınıf ilişkisi ve emek gücünün kullanım sürecinde yarattığı değer ile emek gücünün yeniden üretim maliyetini yansıtan ücret arasındaki fark Marksist çözümlemenin kavramlarıdır.
- Politika ve sistem sonucu karşılaştırılır. İlk yaklaşım piyasa mekanizmasına ve sınırlı müdahaleye ağırlık verir; ikinci yaklaşım sonraki sosyalist ve Marksist-Leninist hareketlere teorik kaynak sağlamıştır. Merkezi planlama ise Marx’ın özgün teorisinden ziyade sonraki yorum ve tarihsel uygulamalarda kurumsallaşmıştır.
Sonuç: İlk yaklaşım klasik iktisat, ikinci yaklaşım Marksist iktisattır. İkisinde de emek ve üretim tartışması bulunabilir; ayırıcı ölçüt, klasik yaklaşımın piyasa ve iş bölümünü, Marksist yaklaşımın ise sınıf ilişkileri ve bölüşüm sorununu merkezine almasıdır.
Sık yapılan hatalar ve karıştırılan kavramlar
-
Merkantilizmi yalnızca ‘ticaret yapmak’ sanmak: Merkantilizm bütün ticari faaliyetlerin genel adı değildir. Devletin aktif müdahalesi, değerli maden birikimi, dış ticaret fazlası ve yerli sanayinin korunması, farklı merkantilist politika ve düşünce eğilimlerinde görülebilen unsurlardır; bunların tümünü her merkantilist uygulamaya koşulsuz biçimde yüklememek gerekir.
-
Klasik iktisadı devletin tamamen yokluğu olarak yorumlamak: Klasik yaklaşım piyasa mekanizmasına ve sınırlı müdahaleye ağırlık verir. Bu ifade, devletin toplumsal ve siyasal varlığının reddedildiği anlamına gelmez.
-
Görünmez eli ‘her sonuç toplumsal olarak iyidir’ şeklinde okumak: Görünmez el, bireysel çıkarların bazı koşullarda piyasa koordinasyonuna katkısını anlatan bir açıklamadır. Kavramı koşulsuz ve her duruma uygulanabilir bir sonuç cümlesine dönüştürmek doğru değildir.
-
Emek-değer teorisi ile artı-değeri özdeşleştirmek: Emek-değer teorisi değerin kaynağını açıklama çerçevesidir. Artı-değer ise Marx’ın kapitalist üretimde emek gücü, ücret ve bölüşüm ilişkisini eleştirel biçimde analiz ettiği özel bir kavramdır.
-
Burjuvazi ve proletaryayı yalnızca zengin ve yoksul diye tanımlamak: Marksist sınıf ayrımında temel ölçüt, üretim araçlarının mülkiyeti ve üretim sürecindeki konumdur. Gelir, bu ayrımı anlamaya yardımcı olabilir; fakat tek başına yeterli değildir.
-
Teori ile uygulamayı aynı kabul etmek: Marksist düşünce sonraki sosyalist ve Marksist-Leninist hareketlere teorik kaynak sağlamıştır; merkezi planlama ise Marx’ın özgün teorisinden ziyade sonraki yorum ve tarihsel uygulamalarda kurumsallaşmıştır. Her tarihsel uygulamanın teorideki bütün ayrıntıları aynı biçimde taşıdığı anlamına gelmez. Teorinin kavramları ile uygulamadaki kurumları ayrı başlıklar altında incelemek gerekir.
-
Kronolojiyi temsilci ezberine indirgemek: Sınavda yalnızca ‘1776-Adam Smith’ eşleştirmesi yetmeyebilir. 1776’nın klasik iktisat için başlangıç kabul edilmesi, Smith’in iş bölümü ve piyasa çerçevesiyle; Ricardo ve Malthus’un ise klasik düşünceye katkılarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Bir ülkenin yerli üreticileri korumak amacıyla ithal ürünlere sınırlama getirmesi ve aynı anda dış satımı artırmayı hedeflemesi, merkantilist düşünceyle karşılaştırma yapmak için somut bir örnektir. Ancak yalnızca bu özellikler, politikayı otomatik olarak tarihsel anlamda merkantilist yapmaz. Bu durumu değerlendirirken yalnızca ‘devlet müdahale ediyor’ demek yerine şu üç soruyu sorun: Amaç ulusal hazine ve güç mü, piyasa koordinasyonu mu, yoksa üretim ve bölüşümde sınıfsal eşitsizliği azaltmak mı? Verilecek cevap, politikanın hangi düşünceyle daha yakından ilişkili olduğunu anlamaya yardım eder.
Üniversite düzeyindeki iktisadi düşünce tarihi derslerinde karşılaştırmalı sorular için her ekolü ‘dönem-isim-zenginlik anlayışı-devlet rolü-temel kavram-politika sonucu’ sırasıyla çalışın. 1776, Smith’in Ulusların Zenginliği’nin yayımlanması nedeniyle klasik iktisadın başlangıcı için yaygın biçimde kullanılan simgesel bir tarihtir; iktisadi düşüncenin gerçek başlangıcı olarak mutlaklaştırılmamalıdır. 1870’lere uzanan dönemi klasik çerçeveyle, 19. yüzyılın ortalarını Marx ve Marksist iktisatla eşleştirin. Merkantilizmde bazı kollarda altın-gümüş birikimi, politikaların önemli bir bölümünde dış ticaret fazlası ve korumacılık; klasikte iş bölümü, uzmanlaşma, piyasa ve sınırlı müdahale; Marksizmde sınıf çatışması, emek gücü, artı-değer ve toplumsal mülkiyet anahtarlarını birlikte arayın. Bir seçenekte yalnızca tek anahtar kelime varsa, diğer koşulların da aynı ekole uyup uymadığını kontrol edin.
Sık sorulan sorular
İktisadi düşünce tarihi ile iktisat tarihi aynı şey midir?
Aynı değildir. İktisat tarihi ekonomik olayların ve ekonomik yapıların geçmişte nasıl geliştiğini incelerken, iktisadi düşünce tarihi bu olayları açıklamak, anlamak veya yönlendirmek için ortaya çıkan fikirleri, teorileri ve ekolleri inceler. Ancak iki alan birbiriyle bağlantılıdır; ekonomik koşullar düşüncelerin oluşumunu etkileyebilir.
Merkantilizm hangi tarihsel sınır içinde ele alınır?
Merkantilizm genel olarak 16. yüzyıldan 18. yüzyılın sonlarına kadar etkili olmuştur. 1776, merkantilizmin kesin sona erişinden çok klasik iktisadın başlangıcı bakımından kullanılan yaklaşık bir dönüm noktasıdır. Merkantilist düşüncenin bazı kollarında, özellikle bullionizmde, ulusal zenginlik altın ve gümüş birikimiyle ilişkilendirilmiş; merkantilist politikaların önemli bir bölümünde devlet müdahalesi, korumacılık ve dış ticaret fazlası öne çıkmıştır.
Klasik iktisat ile Marksist iktisadın temel farkı nedir?
Klasik iktisat piyasa, iş bölümü, uzmanlaşma ve piyasa koordinasyonuna ağırlık verir; ancak klasik iktisatçıların devletin tüm ekonomik işlevlerinden çekilmesini savunduğu genellenmemelidir. Marksist iktisat ise kapitalist üretimi sınıf ilişkileri, üretim araçlarının mülkiyeti, emek sömürüsü ve artı-değer üzerinden eleştirel biçimde analiz eder.
Kurumsal iktisat ekonomik olayları nasıl ele alır?
Kurumsal iktisat, ekonomik davranışları yalnızca piyasa ve fiyatlarla açıklamaz. Kuralların, normların, geleneklerin ve devlet, aile, piyasa gibi kurumların ekonomik aktörleri ve piyasaların işleyişini nasıl etkilediğini inceler.
- •İktisadi Düşünceler Tarihiebs.duzce.edu.tr
- •İktisadi Düşünce Tarihi Ders Notları | PDFscribd.com
- •İktisadi Düşünceler Tarihi - Eğitim Bilgi Sistemiebs.sakarya.edu.tr