Van der Waals Kuvvetleri: Türleri, Etkileri ve Örnekleri
Van der Waals kuvvetleri atom ve moleküller arasında oluşan, kimyasal bağlardan daha zayıf çekimlerdir. London dağılım kuvvetleri tüm atom ve moleküllerde bulunurken dipol-dipol etkileşimi polar moleküllerde, hidrojen bağı ise H'nin F, O veya N'ye bağlı olduğu özel durumlarda görülür. Bu etkileşimlerin toplam gücü; kaynama noktası, viskozite, yüzey gerilimi ve maddenin fiziksel hâli gibi özellikleri etkiler.
Bu yazıda (7)
- ›Bir molekülün polar olup olmadığı nasıl belirlenir?
- ›London dağılım kuvveti: apolar tanecikleri bir arada tutan etki
- ›Dipol-dipol etkileşimi ile hidrojen bağı arasındaki sınır
- ›Etkileşim gücü fiziksel hâli ve kaynama noktasını nasıl değiştirir?
- ›Tek tek zayıf çekimler nasıl büyük bir toplam etkiye dönüşür?
- ›Çözümlü örnekler: etkileşim türünü ve sonucu belirleme
- ›Sık yapılan hatalar ve karıştırılan kavramlar
Van der Waals Kuvvetleri: Türleri, Etkileri ve Örnekleri
Bir maddenin oda sıcaklığında gaz, sıvı ya da katı olması yalnızca moleküllerin kendi içindeki kimyasal bağlarla açıklanamaz. Moleküller birbirlerinden ayrı düşünülemeyecek kadar yakın olduklarında aralarında çekim ve itme etkileşimleri oluşur. Kovalent bağ atomları molekül içinde bir arada tutar; iyonik bağ ise iyonik bileşiklerde zıt yüklü iyonları kristal örgü içinde bir arada tutar. Van der Waals etkileşimleri bunlardan farklı olarak çoğunlukla ayrı atom veya moleküller arasındaki zayıf etkileşimlerdir.
Van der Waals kuvvetleri bu moleküller arası çekimlerin önemli bir grubudur. Bu terim genellikle London dağılım, kalıcı dipol-dipol ve dipol-indüklenmiş dipol etkileşimlerini kapsar. Hidrojen bağı ise zayıf etkileşimler içinde ayrı bir tür olarak incelenebilir; lise düzeyindeki bazı sınıflandırmalarda özel bir dipol-dipol etkileşimi olarak ele alınır. Tek bir etkileşim zayıf olabilir; ancak çok sayıda temas noktası bulunduğunda toplam etki belirgin hâle gelir.
Bu konuyu öğrenirken üç soruyu sırayla sormak gerekir: Tanecik polar mı, taneciklerin elektron bulutu ne kadar kolay değişiyor ve hidrojen doğrudan F, O veya N atomuna bağlı mı? Bu sorular, hangi etkileşimin bulunduğunu ve fiziksel özelliklerin nasıl karşılaştırılacağını belirlemeye yardımcı olur. Molekül kavramını ve kimyasal bağlarla farkını pekiştirmek için molekülün yapısını ve kimyasal bağları incelemek yararlıdır.
Bir molekülün polar olup olmadığı nasıl belirlenir?
Dipol-dipol etkileşimini anlayabilmek için önce polar molekül kavramı belirlenmelidir. Bir molekülde bağların polar olması tek başına yeterli değildir. Atomlar arasındaki elektronegatiflik farkı bağ elektronlarını bir tarafa çekebilir; ancak molekülün geometrisi bu bağ dipollerini birbirini dengeleyecek şekilde düzenlerse molekülün net dipolü olmayabilir.
Polar bir molekülde elektron yoğunluğu bir bölgede görece fazla, başka bir bölgede görece azdır. Bu bölgeler tam iyon yükü taşımaz; kısmi yükler ve ile gösterilir. Zıt kısmi yük taşıyan uçlar farklı moleküllerde karşı karşıya geldiğinde dipol-dipol çekimi oluşur.
Bu nedenle sınavda yalnızca 'bağ polar mı?' diye sorulmaz; bağların yönü ve molekül geometrisi de değerlendirilir. Molekülün net dipolü varsa dipol-dipol etkileşimi söz konusudur. Aynı tür apolar atom veya moleküller arasındaki temel etkileşim London dağılım kuvvetidir. Apolar bir tanecik polar bir tanecikle etkileşiyorsa dipol-indüklenmiş dipol etkileşimi de değerlendirilmelidir. İyonların bulunduğu sistemlerde iyon-indüklenmiş dipol etkileşimleri de görülebilir. Polar kovalent bağ ile polar molekülün aynı şey olmadığını polar kovalent bağ konusunda ayrıca karşılaştırabilirsiniz.
London dağılım kuvveti: apolar tanecikleri bir arada tutan etki
London dağılım kuvveti, elektronların sürekli hareketi nedeniyle elektron yoğunluğunun bir anda taneciğin bir tarafında daha fazla toplanmasıyla başlar. Böylece kısa süreli bir anlık dipol oluşur. Bu anlık dipol, komşu atom veya molekülün elektron bulutunu etkileyerek onda da geçici bir dipol oluşturabilir. Zıt yönlü bu geçici kutuplar arasında çekim meydana gelir.
Bu etkileşim için taneciğin kalıcı olarak polar olması gerekmez. Bu yüzden tüm atom ve moleküllerde, apolar moleküllerde ve soygaz atomlarında London kuvvetleri bulunur. Ancak kuvvetin etkisi her tanecikte aynı değildir. Elektron sayısı ve elektron bulutunun büyüklüğü arttıkça elektron bulutunun geçici biçimde kutuplaşması daha kolay olabilir. Bu durum, benzer yapıdaki tanecikler arasında London etkileşiminin güçlenmesine katkı sağlar.
Burada yalnızca molekülün toplam büyüklüğüne bakmak yeterli olmayabilir. Molekülün şekli ve temas edebilen yüzey alanı da önemlidir. Birbirine daha geniş yüzeyle yaklaşabilen taneciklerde çok sayıda temas bölgesi oluşabilir. Bu yüzden 'apolar maddeler arasında çekim yoktur' ifadesi yanlıştır; doğru ifade, bu maddelerde temel kalıcı dipol-dipol çekiminin bulunmadığı, fakat London kuvvetlerinin bulunduğudur.
Dipol-dipol etkileşimi ile hidrojen bağı arasındaki sınır
Dipol-dipol etkileşimi, kalıcı dipole sahip polar moleküller arasındaki kısmi yük çekimidir. Bir molekülün ucu diğerinin ucuna yönelir. Moleküllerin yönlenmesi, özellikle sıvı ve katı hâllerde taneciklerin birbirine yakın olduğu durumlarda bu etkileşimin gözlenebilir olmasını sağlar.
Hidrojen bağı ise okul kimyası sınıflandırmasında dipol-dipol etkileşiminin özel ve daha güçlü bir türü olarak ele alınır. Bunun oluşması için hidrojen atomunun doğrudan flor, oksijen veya azot atomuna bağlı olması gerekir. Ayrıca karşıdaki F, O veya N atomunda hidrojen bağını kabul edebilecek ortaklanmamış elektron çifti bulunmalıdır. Sadece molekülün içinde hidrojen ve oksijen bulunması yeterli değildir; hidrojenin hangi atoma bağlı olduğu önemlidir.
Örneğin bir molekülde H atomu doğrudan O'ya bağlıysa başka bir molekülün O atomuyla hidrojen bağı kurabilir. Buna karşılık karbon-hidrojen bağı, bu konu kapsamında hidrojen bağı şartını karşılamaz. Hidrojen bağlarını Lewis gösterimi ve ortaklanmamış elektron çiftleriyle ilişkilendirmek için elektron nokta yapısı ve oktet kuralı konularına bakılabilir.
Bilimsel sınıflandırmalarda hidrojen bağı, Van der Waals kuvvetlerinden ayrı bir moleküller arası etkileşim olarak da incelenebilir. Lise düzeyindeki anlatımlarda ise çoğu zaman zayıf etkileşimler başlığı altında, dipol-dipolün özel bir türü şeklinde verilir. Sorunun kullandığı sınıflandırmaya dikkat etmek gerekir.
Etkileşim gücü fiziksel hâli ve kaynama noktasını nasıl değiştirir?
Bir sıvının kaynaması, taneciklerin sıvı yüzeyinden veya içinden ayrılıp gaz fazına geçebilmesiyle ilgilidir. Moleküller arası çekim kuvveti arttığında tanecikleri birbirinden ayırmak için daha fazla enerji gerekebilir; bu nedenle karşılaştırılan maddelerde kaynama noktası yükselebilir. Ancak bu yorum, maddelerin benzer koşullarda ve karşılaştırılabilir tanecik yapılarında değerlendirilmesini gerektirir.
Katıdan sıvıya geçişte de tanecikler arasındaki düzen ve çekimlerin aşılması gerekir. Bu nedenle etkileşimlerin toplam gücü erime noktasını, sıvının akmaya karşı direncini yani viskozitesini ve yüzey gerilimini etkileyebilir. Etkileşim gücü tek başına bütün fiziksel özellikleri belirleyen bir ölçüt değildir; taneciklerin şekli, kütlesi, düzenlenişi ve sıcaklık da dikkate alınmalıdır.
Gaz fazında moleküller arasındaki uzaklık büyük olduğu için Van der Waals etkileşimlerinin makroskopik etkisi, sıvı ve katı faza göre daha az belirgin olabilir. Basınç artırıldığında tanecikler birbirine yaklaşır ve bu çekimlerin gaz davranışından sapmalara katkısı artabilir. Sıcaklık artırıldığında taneciklerin kinetik enerjisi yükselir; bu durum çekimlerin tamamen yok olması anlamına gelmez, fakat çekimlerin tanecik hareketi üzerindeki göreli etkisini azaltabilir.
Tek tek zayıf çekimler nasıl büyük bir toplam etkiye dönüşür?
Van der Waals kuvvetlerinin 'zayıf' olarak adlandırılması, her durumda önemsiz oldukları anlamına gelmez. Bir molekülün başka bir molekülle yalnızca tek noktadan değil, geniş bir yüzey boyunca temas ettiğini düşünmek gerekir. Her temas bölgesinde oluşan küçük çekimler toplandığında ölçülebilir bir yapışma veya tutunma etkisi meydana gelebilir.
Bu açıklama proteinlerin üç boyutlu yapısının korunması, enzim ile hedef molekülün birbirini tanıması ve DNA'nın kararlı yapısının oluşması gibi biyolojik olaylarda önem taşır. Bu sistemlerde tek bir etkileşimin kopması çoğu zaman bütün yapıyı bozmayabilir; çok sayıdaki etkileşimin birlikte oluşturduğu toplam düzen önemlidir. Hidrojen bağları ve London kuvvetleri bu toplam kararlılığa katkıda bulunabilir.
Aynı yaklaşım yapıştırıcı, boya, polimer ve nanoteknoloji yüzeyleri için de geçerlidir. Bir yüzeyin pürüzsüzlüğü, temas alanı ve moleküllerin yüzeye ne kadar yaklaşabildiği değiştiğinde toplam çekim de değişir. Dolayısıyla yalnızca 'hangi kuvvet daha güçlü?' sorusu değil, 'kaç temas noktası var ve tanecikler ne kadar yakın?' sorusu da sorulmalıdır.
Çözümlü örnekler: etkileşim türünü ve sonucu belirleme
Örnek 1 — Verilenler: Birinci tanecik apolar bir molekül, ikinci tanecik ise soygaz atomudur. İstenen: Aralarındaki temel Van der Waals etkileşimini belirlemek.
- Soygaz atomunun kalıcı dipolü bulunmadığını kabul ederiz.
- Molekül apolar olduğundan kalıcı dipol-dipol etkileşimi beklenmez.
- Her iki tanecikte de elektronlar hareket hâlindedir; anlık elektron yoğunluğu farklılıkları oluşabilir.
- Bir tanecikteki anlık dipol diğer tanecikte geçici dipol oluşturabilir.
Sonuç: Bu iki tanecik arasındaki temel etkileşim London dağılım kuvvetidir. 'Apolar olduğu için hiç çekim yoktur' sonucu yanlıştır.
Örnek 2 — Verilenler: Bir molekülde hidrojen doğrudan oksijene bağlıdır; komşu molekülde oksijen üzerinde ortaklanmamış elektron çifti vardır. İstenen: Etkileşimin türünü belirlemek.
- Hidrojenin doğrudan O atomuna bağlı olup olmadığını kontrol ederiz.
- O atomu, hidrojen bağının oluşabildiği F, O, N grubundadır.
- Komşu moleküldeki O atomunun ortaklanmamış elektron çifti, hidrojen bağını kabul edebilir.
- Moleküller arası çekimi oluşur.
Sonuç: Bu, hidrojen bağıdır; lise düzeyindeki sınıflandırmada özel ve güçlü bir dipol-dipol etkileşimi olarak değerlendirilir. Yalnızca aynı molekülde O ve H bulunması yeterli değildir; H'nin doğrudan O'ya bağlı olması gerekir.
Sık yapılan hatalar ve karıştırılan kavramlar
-
London kuvvetini yalnızca apolar moleküllere özgü sanmak: London kuvvetleri tüm atom ve moleküllerde bulunur. Polar bir molekülde dipol-dipol etkileşimine ek olarak London kuvveti de vardır.
-
Polar bağ ile polar molekülü eşitlemek: Bağ dipolleri molekül geometrisi nedeniyle birbirini dengeleyebilir. Bu nedenle polar bağ içeren her molekül net polar olmak zorunda değildir.
-
Hidrojen bağı için yalnızca H, F, O veya N elementlerinin bulunmasını yeterli görmek: Aranan koşul, hidrojenin doğrudan F, O veya N'ye bağlanması ve karşı tarafta uygun ortaklanmamış elektron çiftinin bulunmasıdır.
-
Van der Waals kuvvetlerini kimyasal bağ sanmak: Kovalent bağ atomları molekül içinde bir arada tutar. İyonik bağ ise iyonik bileşiklerde zıt yüklü iyonları kristal örgü içinde bir arada tutar. Van der Waals etkileşimleri ise çoğunlukla ayrı atom ve moleküller arasındaki çekimlerdir. İyonik bağ ve kovalent bağ ile farkları bu noktada ortaya çıkar.
-
Güç sıralamasını her maddeye koşulsuz uygulamak: Hidrojen bağı, dipol-dipol ve London için verilen genel sıralama, benzer tanecikler ve karşılaştırılabilir koşullar dikkate alınarak yorumlanmalıdır. Büyük ve kolay kutuplaşabilen apolar bir taneciğin London etkileşimi, küçük bir polar taneciğin dipol-dipol etkileşimiyle basitçe karşılaştırılamayabilir.
-
Kaynama noktasını yalnızca etkileşim türüyle açıklamak: Molekül büyüklüğü, elektron sayısı, şekil, yüzey alanı, sıcaklık ve basınç da sonuca katkı verir. Bu yüzden önce moleküller arası çekim türü, ardından taneciklerin büyüklüğü ve yapısı değerlendirilmelidir.
Van der Waals etkileşimleri için bu düzeyde tek bir hesaplama formülü kullanılmaz. Yorum sorularında temel zincir şudur: daha güçlü veya daha çok sayıdaki moleküller arası çekim → tanecikleri ayırmak için daha fazla enerji gereksinimi → uygun karşılaştırma koşullarında daha yüksek kaynama eğilimi.
Gecko yani kertenkele ayaklarının cam gibi pürüzsüz yüzeylere tutunması, tek bir kuvvetin olağanüstü güçlü olmasından değil, çok sayıdaki küçük temasın toplamından kaynaklanır. Ayaklarda milyonlarca mikroskobik kılcal seta ve bunların uçlarında daha küçük spatula yapıları bulunur. Bu yapılar yüzeyle temas alanını artırır; her temas noktasındaki London dağılım kuvvetleri birlikte etkili olduğunda hayvanın ağırlığını taşıyabilecek toplam tutunma oluşur.
TYT/AYT kimyada önce etkileşim türünü sınıflandırın: Tüm taneciklerde London bulunur; net dipole sahip polar taneciklerde dipol-dipol bulunur; H'nin doğrudan F, O veya N'ye bağlı olduğu ve uygun ortaklanmamış elektron çiftinin bulunduğu durumda hidrojen bağı aranır. Ardından yalnızca tür adına değil, taneciğin büyüklüğüne ve elektron sayısına da bakın. Kaynama noktası karşılaştırmalarında 'çekim arttı, kaynama noktası arttı' yorumunu ancak benzer maddeler ve benzer koşullar için yapın. Molekül geometrisinin dipolleri dengeleyip dengelemediği, sınavlarda sık kullanılan ayırt edici adımdır.
Sık sorulan sorular
Van der Waals kuvvetleri ile hidrojen bağı aynı şey midir?
Lise düzeyindeki sınıflandırmada hidrojen bağı, dipol-dipol etkileşiminin özel ve daha güçlü bir türü olarak Van der Waals başlığı altında verilebilir. Daha ayrıntılı sınıflandırmalarda ise hidrojen bağı, Van der Waals kuvvetlerinden ayrı bir moleküller arası etkileşim olarak ele alınabilir. Sorunun kullandığı sınıflandırmaya dikkat edilmelidir.
Apolar moleküller arasında çekim var mıdır?
Evet. Kalıcı dipol-dipol etkileşimi bulunmasa da elektronların anlık hareketleri nedeniyle London dağılım kuvvetleri oluşur. Bu kuvvetler, tüm atom ve moleküllerde görülebilen temel çekimlerdir.
Bir molekülün polar olması için polar bağ içermesi yeterli midir?
Hayır. Bağların polar olup olmadığı kadar molekül geometrisi de önemlidir. Bağ dipolleri birbirini dengelerse molekülün net dipolü olmayabilir.
Hidrojen bağı hangi koşulda oluşur?
Hidrojenin doğrudan flor, oksijen veya azot atomuna bağlı olması ve komşu tanecikte uygun ortaklanmamış elektron çiftinin bulunması gerekir. Molekülde yalnızca hidrojen ile F, O veya N elementlerinin bulunması tek başına yeterli değildir.
Van der Waals kuvvetleri sadece sıvı ve katılarda mı görülür?
Hayır. Gaz fazındaki atom ve moleküllerde de bu etkileşimlerin fiziksel temeli vardır; ancak tanecikler arasındaki uzaklık fazla olduğundan makroskopik etkileri sıvı ve katılara göre daha az belirgin olabilir.
Etkileşim gücü arttığında kaynama noktası neden yükselebilir?
Kaynama için taneciklerin birbirinden ayrılıp gaz fazına geçmesi gerekir. Moleküller arası çekim daha güçlü olduğunda bu ayrılma için daha fazla enerji gerekebilir. Bu sonuç, karşılaştırılan maddelerin benzer koşullarda değerlendirilmesi şartıyla geçerlidir.
- •Van Der Waals Etkileşimlerikimyaogren.com
- •Van der Waals Etkileşimleri | 9.Sınıf Kimyayoutube.com
- •Van der Waals Kuvvetleri (Video)tr.khanacademy.org