Ana sayfa›tarih›Lise Tarih›Hünkâr İskelesi Antlaşması (1833)
🏛️
Tarih · Konu Anlatımı

Hünkâr İskelesi Antlaşması: Nedenleri, Maddeleri ve Sonuçları

11. Sınıf Tarih· Lise· 7 dk okuma· Son güncelleme: 17 Ekim 2026
Öğreniyo İçerik Ekibi tarafından hazırlandı · Editör: Yusufhan Seyis
Kısaca

Hünkâr İskelesi Antlaşması, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanı karşısında zor durumda kalan Osmanlı Devleti’nin Rusya’dan yardım istemesiyle ortaya çıktı. 8 Temmuz 1833’te imzalanan antlaşma, iki devlet arasında savunma iş birliği kurarken Boğazlar hakkında gizli bir hüküm içeriyordu. Bu hüküm, Rusya’nın Osmanlı üzerindeki nüfuzunu artırdı ve Boğazlar Sorunu’nu uluslararası diplomasinin önemli başlıklarından biri hâline getirdi.

Bu yazıda (6)

Hünkâr İskelesi Antlaşması, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 8 Temmuz 1833’te imzalanan bir savunma ve karşılıklı yardım antlaşmasıdır. Antlaşma, Osmanlı Devleti’nin Mısır Sorunu nedeniyle askerî ve siyasi açıdan sıkıştığı bir dönemde Rusya’nın desteğine başvurmasının sonucunda ortaya çıkmış; özellikle Boğazlarla ilgili gizli hükmü nedeniyle Avrupa devletlerinin tepkisini çekmiştir.

Mısır Sorunu ve antlaşmaya giden süreç

Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Osmanlı Devleti’ne bağlı bir vali olmasına rağmen kendi gücünü artırmak ve nüfuz alanını genişletmek istiyordu. Bu amaçla Filistin, Suriye ve Arabistan üzerinde etkili olma arayışına girdi. Osmanlı merkezî yönetimiyle Mehmet Ali Paşa arasındaki anlaşmazlık silahlı çatışmaya dönüştüğünde devlet, isyanı bastırmakta zorlandı. Fransa Mehmet Ali Paşa’yı desteklerken İngiltere’nin tutumu başlangıçta kesin değildi. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’dan ortak ve güvenilir bir destek bulmasını güçleştirdi.

II. Mahmud, tehlikenin İstanbul’a ulaşabileceğini düşünerek Rusya’dan yardım istedi. Rusya, İstanbul’u korumak amacıyla Tuna kıyılarından asker gönderdi; daha sonra Rus savaş gemileri Boğaz çevresinde konuşlandı. Böylece Mehmet Ali Paşa’ya karşı Osmanlı yönetimine doğrudan askerî destek sağlanmış oldu. Rus yardımının ardından Osmanlı Devleti ile Mehmet Ali Paşa arasında 14 Mayıs 1833’te Kütahya Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma çatışmayı geçici olarak durdurdu; ancak II. Mahmud, Mehmet Ali Paşa’nın kazandığı güç ve topraklar karşısında kalıcı bir güvenlik sağlandığını düşünmedi. Mısır Sorunu’nun 1839-1841 dönemi, bu antlaşmadan sonraki gelişmeleri ele alan ayrı bir başlıktır.

Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın imzalanma koşulları

Hünkâr İskelesi Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin hem içerideki bir isyanla hem de bu isyanın arkasındaki uluslararası rekabetle karşı karşıya olduğu bir ortamda imzalandı. 1829 Edirne Antlaşması’ndan sonra Rusya ile ilişkiler yeniden düzenlenmişti; fakat kısa süre içinde Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın askerî başarısı Osmanlı yönetimini yeni bir krizle karşı karşıya bıraktı. Mehmet Ali Paşa’nın kuvvetleri karşısında Osmanlı ordusunun yetersiz kalması, başkentin güvenliğini de tehlikeye soktu. Fransa’nın Mehmet Ali Paşa’ya desteği ve İngiltere’nin kararsız tutumu, Osmanlı Devleti’ni Rusya’dan yardım istemeye yöneltti.

Rusya’nın yardımı yalnızca diplomatik bir destek değildi. İstanbul’un korunması için Rus askerleri gönderildi ve Amiral Lazarev komutasındaki dokuz savaş gemisinden oluşan Rus filosu Büyükdere önlerine geldi. Bu askerî varlık, Mehmet Ali Paşa üzerinde baskı oluşturdu ve Osmanlı yönetiminin kısa vadede rahatlamasını sağladı. Ancak yardım eden Rusya’nın karşılığında siyasi bir güvence istemesi, Osmanlı Devleti’ni yeni bir anlaşmaya yöneltti. II. Mahmud, Kütahya Antlaşması’nın Mehmet Ali Paşa’yla sorunları kesin olarak çözmediğini ve yeni bir savaşın çıkabileceğini düşünüyordu. Rusya ise yaptığı yardımın karşılığını almak ve Osmanlı Devleti üzerindeki etkisini güvenceye bağlamak istiyordu.

Bu şartlar altında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 8 Temmuz 1833’te Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı. Antlaşma, görünüşte iki devletin güvenliğini korumaya yönelikti; fakat Osmanlı’nın askerî savunma ihtiyacını Rusya’nın desteğine bağlaması, anlaşmanın siyasi ağırlığını artırdı. Rus filosunun İstanbul çevresinde bulunması ve Osmanlı yönetiminin henüz Mısır tehlikesini ortadan kaldıramamış olması, imzalanma koşullarının ne kadar zorlayıcı olduğunu gösteren somut gelişmelerdi.

Antlaşmanın temel maddeleri

Hünkâr İskelesi Antlaşması, bir önsöz, altı açık madde ve bir gizli maddeden oluşuyordu. Açık maddelerin temelinde Osmanlı Devleti ile Rusya’nın savunma amacıyla birbirine yardım etmesi bulunuyordu. Taraflar, barış ve güvenliklerini korumak için gerektiğinde karşılıklı destek sağlayacaktı. Böylece antlaşma, iki devlet arasında sıradan bir dostluk belgesi olmaktan çıkıp askerî iş birliği düzeni kuruyordu.

Antlaşmada daha önceki Edirne Antlaşması’nın ve taraflar arasında kabul edilmiş bazı hükümlerin yeniden onaylanması da yer aldı. Osmanlı Devleti Rusya’dan yardım istediğinde Rusya’nın karadan ve denizden askerî kuvvet göndermesi öngörülüyordu. Gönderilecek kuvvetin miktarı iki tarafın kararıyla belirlenecek, yardımı isteyen taraf ise gelen kuvvetlerin masraflarını karşılayacaktı. Bu düzenleme, Rus yardımını belirli bir karşılıklı yükümlülük çerçevesine yerleştiriyordu. Örneğin Osmanlı Devleti yeniden büyük bir dış saldırı veya iç isyan tehdidiyle karşılaşırsa, antlaşmanın savunma hükümlerine dayanarak Rusya’dan askerî yardım talep edebilecekti.

Antlaşmanın en dikkat çekici bölümü gizli maddeydi. Bu madde, Rusya’nın ihtiyaç duyduğu durumda Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya doğrudan asker veya başka bir yardım göndermek yerine Çanakkale Boğazı’nı yabancı savaş gemilerine kapatmasını öngörüyordu. Böylece Osmanlı Devleti’nin Boğazlar üzerindeki kontrolü, Rusya’nın güvenlik hesabının bir parçası hâline geliyordu. Türkçe kaynaklarda ve ders kitaplarında bu madde, Boğazların Rusya ile savaşan devletlerin savaş gemilerine kapatılacağı, Rus gemilerinin ise serbestçe geçebileceği biçiminde aktarılır. Metinde Rus gemilerine açıkça yazılmış bir geçiş hakkı bulunmadığı için tarihçiler bu yorumu tartışır; ancak Avrupa devletleri, Rusya’nın Boğazlar üzerinden önemli bir avantaj elde edebileceğinden endişe etti. Antlaşmanın süresi sekiz yıl olarak belirlendi ve onaylanmış nüshaların iki ay içinde karşılıklı olarak değiştirilmesi kararlaştırıldı.

Osmanlı-Rusya ilişkilerine etkisi

Antlaşma, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında kısa vadeli bir askerî ortaklık kurdu. Osmanlı yönetimi açısından bunun en önemli nedeni, Mehmet Ali Paşa karşısında ihtiyaç duyduğu desteği Rusya’dan sağlamış olmasıydı. Rusya da bu yardım sayesinde Osmanlı Devleti’nin güvenlik kararlarında daha etkili bir konuma geldi. Böylece iki devlet arasındaki ilişki, yalnızca sınır veya savaş meseleleriyle sınırlı kalmadı; Osmanlı Devleti’nin iç güvenliği ve dış politikası Rusya’nın ilgilendiği alanlara dönüştü.

Antlaşmanın işleyişi, karşılıklı yardım ilkesi üzerinden görünüyordu. Osmanlı Devleti Rusya’dan yardım isterse Rusya kara ve deniz kuvvetleri gönderebilecekti. Buna karşılık Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya sağlayacağı yardım, gizli maddeyle Boğazların yabancı savaş gemilerine kapatılması biçiminde düzenlendi. Bu farklılık, antlaşmanın iki taraf için aynı sonucu doğurmadığını gösterir: Rusya Osmanlı topraklarına asker gönderebilirken Osmanlı Devleti Rusya’nın güvenliği için stratejik bir geçidi kontrol edecekti.

Somut olarak Rus askerlerinin ve savaş gemilerinin 1833’te Osmanlı Devleti’ne yardım etmesi, antlaşmanın nasıl bir ortamda doğduğunu gösterir. Bu yardım Osmanlı yönetiminin acil tehlikeyi atlatmasına katkı sağladı; ancak aynı zamanda Rusya’nın Osmanlı siyasetine müdahale edebilmesi için emsal oluşturdu. Antlaşmanın Rusya’ya Osmanlı Devleti üzerinde koruyucu veya üstün bir konum kazandırdığı yönündeki değerlendirmeler, özellikle Avrupa devletlerinin tepkilerinde açıkça görüldü. Bu nedenle antlaşma, geçici bir güvenlik anlaşması olmanın ötesinde Osmanlı-Rusya ilişkilerindeki güç dengesini Rusya lehine etkileyen bir belge hâline geldi.

Osmanlı Devleti bakımından temel çelişki burada ortaya çıktı: Rusya’nın desteği devletin kısa vadeli savunma ihtiyacını karşılıyor, fakat aynı destek dış politika bağımsızlığını daraltıyordu. Antlaşma, Rusya ile yakınlaşmayı artırırken İngiltere ve Fransa gibi devletlerle ilişkilerde yeni bir gerilim alanı oluşturdu.

Boğazlar Sorunu ve uluslararası tepkiler

Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın Boğazlarla ilgili gizli maddesi, meseleyi Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki ikili bir konu olmaktan çıkardı. Avrupa devletleri, Rusya’nın Osmanlı Devleti üzerindeki etkisinin artmasının Boğazların ve Doğu Akdeniz’in güç dengesini değiştireceğinden endişe etti. Fransa ve İngiltere antlaşmanın imzalandığını öğrenir öğrenmez protesto etti; iki devlet de antlaşmayı Rusya’nın Osmanlı Devleti üzerinde bir koruyuculuk kurması olarak gördü. İngiliz donanmasının İzmir önlerine gelmesi, tepkinin yalnızca diplomatik açıklamalarla sınırlı kalmadığını gösterdi.

Tartışmanın merkezinde, Rusya’nın Osmanlı Devleti’nden istediği durumda Çanakkale Boğazı’nın yabancı savaş gemilerine kapatılmasının ne anlama geldiği bulunuyordu. Bazı yorumlar bu hükmün Rusya’ya özel bir geçiş imkânı sağlayabileceğini düşünürken, başka yorumlar metinde Rus savaş gemilerine açıkça verilmiş bir ayrıcalık bulunmadığını vurguladı. Ancak belirsizlik bile Avrupa devletlerini kaygılandırmaya yetti; çünkü Rusya’nın gelecekte Osmanlı Devleti’ne askerî müdahalede bulunma ve Boğazlar üzerinde etkili olma ihtimali güçlenmiş görünüyordu.

Avusturya’nın girişimleriyle Rusya’nın antlaşmanın koşullarını uygulamama yönünde güvence vermesi gerginliği geçici olarak azalttı. Buna rağmen antlaşma, Boğazlar Sorunu’nun uluslararası bir mesele olarak ortaya çıkmasına yol açtı. Bu sorun 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’nde yeniden ele alındı.

Antlaşmanın Osmanlı Devleti açısından genel sonuçları

Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın ilk sonucu, Osmanlı Devleti’nin Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa karşısında ihtiyaç duyduğu askerî desteği güvence altına almasıydı. Rus yardımı, İstanbul’un korunmasına ve Osmanlı yönetiminin acil tehdidi atlatmasına katkı sağladı. Bu nedenle antlaşma, kısa vadede Osmanlı Devleti için bir güvenlik aracı olarak görülebilir. Devlet, tek başına baş etmekte zorlandığı bir kriz sırasında güçlü bir müttefik desteği elde etti.

Bununla birlikte güvenlik kazanımı, diplomatik bağımlılık pahasına sağlandı. Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne askerî yardım gönderme hakkı ve Boğazların Rusya’nın güvenlik talepleri doğrultusunda kapatılabilmesi, Rus nüfuzunu artırdı. Osmanlı Devleti kendi topraklarını ve Boğazları kontrol etmeyi sürdürse de bu kontrolün uluslararası sonuçları Rusya’nın çıkarlarıyla bağlantılı hâle geldi. Böylece antlaşma, Osmanlı Devleti’nin bağımsız hareket alanını daraltan bir özellik kazandı.

Avrupa devletlerinin tepkisi de Osmanlı Devleti açısından önemli bir sonuçtu. İngiltere ve Fransa’nın Rusya’nın güçlenmesinden duyduğu endişe, Osmanlı topraklarının Avrupa güç dengesi içindeki önemini artırdı. Osmanlı Devleti artık yalnızca kendi iç sorunlarıyla değil, Rusya’nın Boğazlar üzerindeki olası etkisine karşı çıkan devletlerin müdahalesiyle de uğraşmak zorundaydı. Antlaşmanın sağladığı koruma, aynı zamanda büyük devletlerin Osmanlı Devleti üzerindeki rekabetini yoğunlaştırdı.

Antlaşma sekiz yıllık bir süre için yapılmıştı; sonraki düzenlemeler Boğazlarla ilgili hükmün etkisini azalttı ve Kırım Savaşı’yla birlikte Rusya-Osmanlı ittifakının devam etme ihtimali sona erdi. Böylece Hünkâr İskelesi Antlaşması, Osmanlı Devleti’ne kısa süreli askerî rahatlama sağlarken uzun vadede Rusya’ya bağımlılığı ve Boğazlar üzerindeki uluslararası baskıyı artıran bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Sınavda

Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın ayırt edici noktası, açık maddelerdeki karşılıklı savunma yükümlülüğünden çok gizli Boğazlar hükmüdür. Osmanlı Devleti Rusya’dan yardım alırken Rusya’nın güvenliği için Çanakkale Boğazı’nı yabancı savaş gemilerine kapatma yükümlülüğü üstlenmiş, bu durum Boğazlar Sorunu’nu uluslararası bir mesele hâline getirmiştir.

Sık sorulan sorular

Hünkâr İskelesi Antlaşması neden imzalandı?

Osmanlı Devleti, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanı karşısında zor durumda kaldığı için Rusya’dan askerî yardım istedi. Rusya’nın desteğinin karşılığında iki devlet arasında savunma ve karşılıklı yardım antlaşması imzalandı.

Hünkâr İskelesi Antlaşması hangi tarihte imzalandı?

Antlaşma 8 Temmuz 1833’te Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalandı.

Antlaşmanın Boğazlarla ilgili hükmü neydi?

Gizli maddeye göre Osmanlı Devleti, Rusya’nın ihtiyaç duyduğu durumda Çanakkale Boğazı’nı yabancı savaş gemilerine kapatacaktı. Bu hüküm, Rusya’nın Boğazlar üzerinde önemli bir avantaj elde edebileceği endişesine yol açtı.

Hünkâr İskelesi Antlaşması Osmanlı Devleti’ni nasıl etkiledi?

Kısa vadede Rusya’nın desteğiyle Osmanlı Devleti’nin güvenliğini güçlendirdi; uzun vadede ise Rusya’nın Osmanlı siyaseti üzerindeki nüfuzunu artırarak diplomatik bağımlılığı derinleştirdi.

Hünkâr İskelesi Antlaşması Boğazlar Sorunu’nu nasıl etkiledi?

Boğazların yabancı savaş gemilerine kapatılmasıyla ilgili hüküm, Rusya’nın bölgede güç kazanabileceği kaygısını doğurdu. İngiltere ve Fransa’nın tepkileri sonucunda Boğazlar Sorunu uluslararası bir mesele hâline geldi.

Kaynaklar

CC BY-SA lisanslı kaynaklardan yararlanılan bölümler bu sayfa için yeniden yazılmıştır; metin birebir alıntı değildir. Lisans koşulları için kaynak künyesindeki bağlantıya bakabilirsin.