Filojiston Teorisi Nedir? Yanma Açıklaması ve Terk Edilme Nedenleri
Filojiston teorisi, yanabilen maddelerin içinde bulunan ateş benzeri bir özün yanma sırasında açığa çıktığını savunuyordu. Teori, yanma ve metallerin kalsinasyonu gibi olayları açıklamaya çalışsa da bazı metallerin yandıktan sonra kütle kazanması ciddi bir sorun oluşturdu. Lavoisier’in kapalı kaplarda yaptığı kütle ölçümleri, oksijen temelli açıklamanın önünü açtı.
Bu yazıda (5)
Filojiston teorisi, 17. ve 18. yüzyıllarda yanma, paslanma ve metallerin ısıtılması gibi olayları açıklamak için kullanılan; bugün geçerliliğini yitirmiş bir kimya teorisidir. Teoriye göre yanabilen maddeler filojiston adı verilen ateş benzeri bir öz içerir ve yanma sırasında bu özü çevreye bırakır.
Filojiston teorisinin tanımı ve temel varsayımları
Filojiston teorisine göre yanabilen maddelerin yapısında filojiston bulunur. Bir madde yandığında bu öz maddeden ayrılır; geride ise yanmayan kül veya başka bir artık kalır. Havada yanabilen maddeler, bu nedenle filojiston bakımından zengin kabul edilirdi. Teorinin adı da ateş ve yanma anlamlarıyla ilişkili Eski Yunanca bir kökten türetilmiştir.
Bu anlayışta filojiston, yalnızca mecaz olarak kullanılan bir kelime değildi; maddenin özelliklerini belirleyen, aktarılabilen bir öz olarak düşünülüyordu. Örneğin odun, filojiston ile külün birleşimi gibi değerlendirilebilir; odun yandığında filojiston ayrılır ve kül kalırdı. Metal örneğinde ise metalin filojiston içeren bir bileşik olduğu, ısıtıldığında filojistonunu kaybederek metal oksidine benzeyen bir kalıntıya, yani kalse dönüştüğü kabul edilirdi.
Teori, yanmanın kapalı bir kapta neden bir süre sonra durduğunu da havanın sınırlı miktarda filojiston kabul edebilmesiyle açıklıyordu. Hava bu özü yeterince aldığında artık başka bir madde yanamazdı. Bitkilerin havayı yeniden kullanılabilir hâle getirdiği ve solunum sırasında vücuttan filojiston çıktığı da teorinin açıklamaları arasında yer alıyordu. Bu düşünceler, dönemin gözlemlerini tek bir çerçevede birleştirme çabasını gösterir; ancak teorinin temel varsayımları daha sonra nicel deneylerle sınanmıştır.
Teorinin ortaya çıktığı tarihsel ve bilimsel bağlam
Filojiston düşüncesi, ateşin ve yanmanın doğası hakkında bugünkü kimyasal kavramların henüz oluşmadığı bir dönemde ortaya çıktı. Daha önceki doğa anlayışlarında ateş, su, hava ve toprak gibi temel unsurlardan biri sayılıyor; yanma ise bir maddenin parçalanması olarak görülüyordu. Fakat gözlemler, yanmanın her zaman görünür bir madde kaybıyla sonuçlanmadığını gösterdiği için daha açıklayıcı bir modele ihtiyaç duyuldu.
Johann Joachim Becher, 17. yüzyılda yanıcı özellikleri açıklamak için maddelerde bulunan özel bir bileşen fikrini ortaya koydu. Becher’in terra pinguis adını verdiği yanıcı ilke, daha sonra Georg Ernst Stahl tarafından filojiston adıyla yeniden düzenlendi ve teori daha sistemli hâle geldi. Böylece filojiston; yanma, metal-kül dönüşümü ve havanın yanmadaki rolü gibi farklı gözlemleri açıklamak için kullanılan ortak bir kavram oldu. Dönemin kimyasında ölçüm ve gazların bileşimi hakkındaki bilgiler sınırlı olduğundan, teori uzun süre etkili kalabildi.
Yanma ve kalsinasyon olaylarının filojistonla açıklanması
Filojiston teorisinde yanma, filojiston içeren bir maddenin bu özü çevresine bırakmasıdır. Bu süreçte alev ve ısı ortaya çıkabilir; madde ise kül veya başka bir artık hâline gelir. Havanın görevi, açığa çıkan filojistonu kabul etmektir. Bu nedenle yanma açık havada sürdürülebilirken kapalı bir kaptaki hava bir süre sonra yanmayı destekleyemez hâle gelir. Teori, bu durumu havanın sınırlı bir filojiston alma kapasitesi olmasıyla açıklıyordu.
Örneğin odunun yanması, odunun filojistonunu kaybedip küle dönüşmesi olarak yorumlanırdı. Aynı mantık metallerin kalsinasyonu için de kullanılıyordu. Kalsinasyon, bir metalin ısıtılması sonucunda metalik özelliğini kaybederek kals adı verilen kalıntıya dönüşmesi olarak görülüyordu. Teoriye göre metal filojiston içerir; ısıtıldığında filojiston ayrılır ve geride kals kalır. Kals, kömür gibi filojiston bakımından zengin bir maddeyle yeniden ısıtılırsa filojistonunu geri alarak metale dönüşebilirdi.
Bu açıklama, metal-kals dönüşümünü ters yönlü bir süreç olarak anlamlandırıyordu. Metalden filojiston ayrılınca kals, kalse filojiston eklenince metal oluşuyordu. Ayrıca kapalı kaptaki yanmanın durması, havanın tamamen filojistik hâle gelmesiyle açıklanıyordu. Ancak bu yorumun güçlü kalabilmesi için kütledeki değişimleri de doğru açıklaması gerekiyordu; sonraki deneyler özellikle bu noktada teoriyle çatıştı.
Filojiston teorisinin sorunları ve deneysel çelişkileri
Teorinin en önemli sorunu, bazı metallerin yandıktan sonra kütle kazanmasıydı. Filojistonun yanma sırasında maddeden ayrıldığı kabul edilirse, metalin yanma sonrasında hafiflemesi beklenirdi. Oysa kalay ve kurşun gibi metaller havada ısıtıldığında oluşan kals, başlangıçtaki metalden daha ağır ölçülüyordu. Aynı artış bugün okul laboratuvarında magnezyum şeridi yakılarak da gözlenebilir; magnezyum ise ancak 1808’de elde edildiği için filojiston tartışmalarında yer almamıştı. Bu sonuç, filojiston kaybı fikriyle doğrudan uyuşmuyordu.
Bu çelişkiyi çözmek isteyen teori savunucuları farklı ek açıklamalar öne sürdü. Bazıları filojistonun negatif kütleye sahip olduğunu, bazıları ise havadan daha hafif olduğunu savundu. Fakat yalnızca filojistonun havadan hafif olduğunu söylemek, ölçülen kütle artışının büyüklüğünü açıklamaya yetmedi. Böylece teori, başlangıçtaki basit varsayımından uzaklaşıp deneyleri kurtarmak için yeni ve karmaşık varsayımlara ihtiyaç duymaya başladı.
Kapalı kap deneyleri de başka bir sorun ortaya koydu. Yanmanın havayla ilişkili olduğu görülse de, teorinin havanın yalnızca filojiston emen bir ortam olduğu açıklaması, kütlenin kapalı sistem içinde nasıl değiştiğini yeterince açık biçimde ortaya koyamıyordu. Yanma sırasında maddelerin kütlesinin artabildiğini hassas terazilerle göstermek, yalnızca görünür kül oluşumuna bakmanın yetersiz olduğunu ortaya çıkardı.
Örneğin metalin ısıtılması sonucunda daha ağır bir kals oluştuğunda, metalin yalnızca bir öz kaybettiğini söylemek gözlemle uyuşmuyordu. Sorun tek bir deneyden ibaret değildi; farklı maddelerde tekrarlanan nicel ölçümler, teorinin genel açıklamasının güvenilirliğini zayıflattı. Teori savunucularının yaptığı düzeltmeler de çelişkiyi ortadan kaldırmak yerine teoriyi daha karmaşık hâle getirdi. Bu nedenle filojiston teorisi, deney sonuçlarını önceden doğru biçimde açıklayan bir model olmaktan çıktı.
Lavoisier’in oksijen temelli açıklaması ve teorinin terk edilmesi
Antoine Lavoisier, yanma deneylerini kapalı kaplarda kütle ölçümleri yaparak yeniden inceledi. Bu yaklaşım, yanma sırasında yalnızca bir maddenin ortamdan ayrılmadığını; havanın belirli bir bölümünün de süreçte rol oynadığını gösteren ölçülebilir sonuçlar sağladı. Lavoisier’in oksijenin yanmadaki rolünü temel alan açıklaması, metallerin yanma sonrasında neden kütle kazanabildiğini filojiston varsayımından daha tutarlı biçimde ele aldı. Böylece 18. yüzyılın sonlarına doğru filojiston teorisi terk edildi ve modern kimyanın ölçüme, kapalı sistemlere ve kütle ilişkilerine dayalı yaklaşımına geçiş hızlandı.
Lavoisier’in oksijen teorisinin ayrıntılı gelişimi ayrı bir konudur; yanma ve oksidasyonun modern kimyasal açıklaması da ayrıca incelenir. Bilimsel teorilerin kanıtlar karşısında değişmesi, simyadan kimyaya geçiş sürecinin önemli özelliklerinden biridir.
Demirin paslanması veya bir metalin ısıtıldığında yüzeyinde yeni bir tabaka oluşturması, geçmişte filojiston teorisiyle açıklanmaya çalışılan gözlemlerdendir. Bugün bu tür değişimleri incelerken maddenin başlangıç ve son kütlesini karşılaştırmak, kimyasal açıklamaların deneysel olarak sınanmasına yardımcı olur.
Filojiston teorisinin temel çelişkisi, filojistonun yanma sırasında maddeden ayrılması beklenmesine rağmen kalay ve kurşun gibi metallerin ısıtıldıktan sonra kütle kazanmasıdır. Bu durum, teorinin terk edilmesinde ve oksijen temelli açıklamanın benimsenmesinde ayırt edici noktadır.
Sık sorulan sorular
Filojiston teorisi neyi açıklamaya çalışıyordu?
Yanma, paslanma ve metallerin ısıtıldığında kalse dönüşmesi gibi olayları açıklamaya çalışıyordu.
Filojiston teorisine göre yanma sırasında ne olur?
Yanabilen madde, yapısında bulunan filojistonu çevresine bırakır ve geride kül ya da kals gibi bir artık kalır.
Filojiston teorisi neden sorunlu hâle geldi?
Bazı metallerin yandıktan sonra kütle kaybetmek yerine kütle kazanması, filojistonun maddeden ayrıldığı varsayımıyla çelişti.
Lavoisier’in çalışmaları teorinin terk edilmesini nasıl etkiledi?
Kapalı kaplarda yaptığı kütle ölçümleri ve oksijen temelli açıklaması, yanma olaylarını filojistona göre daha tutarlı biçimde açıklayarak teorinin terk edilmesini hızlandırdı.
- •Wikipedia (TR) — Filojiston teorisi — Filojiston teorisi / giristr.wikipedia.orgCC BY-SA 4.0
- •Wikipedia (EN) — Phlogiston theory — Phlogiston theory / Theoryen.wikipedia.orgCC BY-SA 4.0
CC BY-SA lisanslı kaynaklardan yararlanılan bölümler bu sayfa için yeniden yazılmıştır; metin birebir alıntı değildir. Lisans koşulları için kaynak künyesindeki bağlantıya bakabilirsin.