Varlık felsefesi; varlığın ne olduğunu, anlamını, doğasını, yapısını, ilkelerini ve türlerini araştıran felsefe disiplinidir. Felsefenin bu amacını gerçekleştiren alt disiplinine ontoloji denir.

İnsan içinde bulunduğu dünyaya bakıp “Evren neden yapılmıştır?”,”Evren sonlu mudur, sonsuz mudur?”, “Varlık değişken midir?”,”Varlık bir midir, çok mudur?”,”Var olan her şeyin doğası nedir?”, “Bütün bunlar gerçek mi? sorularıyla başlayıp “Bunlar gerçekse, gerçekliğin varlığını anlamlı kılmanın yolu nedir?” sorularıyla hem evreni hem de kendisinin varlığını anlamlı kılmak ister. Varlığı yalnız felsefe incelememektedir; bilim de varlığı incelemektedir. Felsefenin ve bilimin varlığı ele alış tarzları arasında fark vardır. Bilime göre varlık tartışmasız vardır. Bilim var olan bu varlığı bölümler hâlinde araştırır, neden sonuç ilişkisi içinde deneysel yöntemle inceler ve onlarla ilgili yasalara ulaşmaya çalışır. Felsefe ise varlığı, bilim gibi parçalara ayırarak değil bir bütün hâlinde açıklamayı ve varlığın genel ilkelerini akıl yoluyla kavramayı amaçlar.

Varlığın Var Olup Olmadığı Problemi

Varlığın olmadığını savunanlar

Nihilizm

Kendisinden kuşku duyulamayan hiçbir şeyin olmadığını öne süren ve maddesel gerçekliğin varlığını inkâr eden görüştür. Ontolojiyi reddettiği gibi değer anlamında herhangi bir ahlaki ilke ve kuralı, kabul etmez. Epistomolojik anlamda isedoğru bilgiye ulaşılamayacağını iddia eder. Varlığın karşısına yokluğu koyarak “Hiç bir şey yoktur”, “Var olsa da bilinemez”, “Bilinse de başkasına öğretilemez” diyen sofist Gorgias (M.Ö 483-375) ve aşırı kuşkucular tarafından savunulmuştur.

Taozim

Uzak doğunun önemli düşünce sistemlerinden olan ve Lao-Tse (M.Ö 604-531) tarafından öne sürülen Taoizme göre, dış nesnel dünyada her şey çelişkiler ve karşıtlıklar içinde olduğu için gerçekten bir varlık veya nesne yoktur. Var olduğunu düşündüğümüz her şey görüntüden ibarettir, gözlediğimiz tüm nesneler aldatıcı bir dünyanın var olmayan şeyleridir.

Varlığın olduğunu savunanlar

Realizm

İnsan zihninden bağımsız, insan bilincinin ürünü olmayan bir gerçekliğin (dış dünyanın) var olduğunu kabul eder. Realist filozoflara göre “Var olan nesnel olandır, algılanabilir olandır.” Realistler, varlıkların olması gerektiği biçimiyle değil, olduğu gibi nasılsa, öyle anlaşılması gerektiğini de ilke olarak kabul ederler. Varlık var mıdır? sorusuna varlığın var olduğu cevabıyla karşılık veren pek çok filozof, bu cevabı vermekle yetinmemiş, var olduğunu düşündükleri varlığın temelinde yer alan ana ilkenin yani varlığın mahiyetinin ne olduğu konusunda da akıl yürütmüşlerdir.


Ayrıca bakın;