Ses kirliliği; düzensiz ve şiddeti yüksek, kulağa hoş gelmeyen seslerdir. Günümüzde özellikle büyük şehirlerde nüfusun hızla artmasıyla çok artmıştır. Bu durumun başlıca nedenler, trafik yoğunluğu, sürücülerin yersiz ve zamansız klakson çalmaları ve belediye sınırlarında bulunan endüstri bölgelerinden çıkan gürültülerdir. Gürültüye maruz kalma süresi ve gürültünün şiddeti, insana vereceği zararın boyutunu etkiler.

Sesin şiddeti desibel (dB) cinsinden ölçülür ve “0” dB insan kulağının işitebileceği en düşük ses olarak kabul edilmektedir. İnsan kulağının işitme eşiği 45-50 dB’dir ve bu düzeyi aşan sesler insan kulağı için rahatsız edicidir. 80 dB’in üzerindeki sesler kulakta ciddi sıkıntıların çıkmasına yol açabilir.

Gürültü, insanların işitme sağlığı ve algılaması üzerinde olumsuz etki etmekte, fizyolojik ve psikolojik dengesini bozmakta, iş verimini de azaltabilmektedir. Endüstri alanında yapılan araştırmalar göstermiştir ki iş yerinde gürültü azaltıldığında işin zorluğu da azalmakta ve verim yükselmekte, iş kazaları azalmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre meslek hastalıklarının %10’u, gürültü sonucu meydana gelen işitme kaybı olarak tespit edilmiştir.