İcazet, “diploma” anlamına gelen bir terimdir.

  • İlk defa 9. yüzyılda kullanıldığı bilinen ve ilk akademik derece olarak kabul edilmektedir. 9. yüzyılda, Medrese, Cami ve Bimaristan (Tıbbi okul) gibi yükseköğretim kurumlarının diploması olarak kullanıldı. Bunun yanı sıra devlet bünyesinde olmamakla beraber, devletin çalışmalarına izin verdiği yöresel medreselerde ders veren müderrislerin talebelerine verdikleri bir başarı ve artık ders verebilecek seviyeye geldiğini gösterir belge de icazet olarak bilinmektedir. Tabii ki, bu türden olanların devlet kademelerinde herhangi bir geçerliliği olmayıp, sadece manevi bir değer ifade etmektedir.
  • Aynı zamanda yaygın kullanılan bir dinî terimdir ve özellikle tasavvuf kültürü içerisinde daha özelleşmiş bir anlama sahiptir. Bir sanat dalında yetiştiğine, eserlerine kendi imzasını atabileceğine dair hocası tarafından “hatt-ı icaze” ile yazılan yazı.
  • Osmanlı döneminde her nevi iş ve sanatdalında ustalık vasfı kazananlara verilen “bu işi hakkı ile yapabilir” nişanı. İcazet tasavvuf litaratüründe de yerleşmiştir. Bir Tarikatte, Mürşit’in tasavvuf alanında yetiştirdiği ve Allah tarafından Manen Mürşit’e derviş için Halifelik müsadesi verildiğine inanılması, mürşidin mürid ya da derviş’e gerek sözlü ya da yazılı verdiği izin.