I. Mehmed veya Çelebi Mehmed beşinci Osmanlı padişahıdır ve 8 yıl tahtta kalmıştır. Tarihî kaynaklarda ismi, Mehmed isimli diğer padişahlar gibi, Muhammed şeklinde geçer. Babası I. Bayezid, annesi cariye olan Devlet Hatun’dur.

Yaşamı

Bursa’da 1389 yılında dünyaya geldiği bilinmekle beraber, doğum tarihini 1379, 1382, 1386, 1389, 1390, 1391 olarak gösteren farklı kaynaklar vardır ve tarihçiler doğumu için kesin kaynakla tarih bulunmadığını ifade ederler. Babası Yıldırım Bayezid, annesi Germiyan Beyi Süleyman Şahın kızı Devlet Hatun’du. Çocukluğu Bursa’da geçti. Büyüdüğü zaman orta boylu, yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, çatık kaşlı, geniş omuzlu, vücutça çok kuvvetli bir yiğit oldu. Sık sık güreşir, bu yüzden halk kendisine “Pehlivan Çelebi” derdi.

Ne kardeşi Mûsâ Çelebi gibi sert, ne de diğer kardeşi Emir Süleymân gibi yumuşak ve kayıtsızdı. Mâkul hareket eden, sabırlı, azim ve irâde sâhibi, sözüne ve vâdine sâdık, nâzik, vakûr ve ciddî bir hükümdârdı. Yalnız dostuna değil, düşmanlarına da kendisini sevdirerek îtimât telkin etmiş ve saydırmıştır. Zamânının yerli ve yabancı kaynakları onun dirâyetinden, sebâtkârlığından, iyi ahlâkından ve daha birçok meziyetlerinden bahsetmektedirler.

1413-1421 yılları arasında tek başına Osmanlı tahtını temsil eden Sultan Çelebi Mehmed, giriştiği muhârebelere bizzat katılmakla meşhur oldu.

Dönemindeki olaylar

Beyliklerin Osmanlılara Bağlanması

Fetret devrinin ardından nihayet tek başına tahta çıkan I. Mehmed, Osmanlı Devleti’ni ihya etmek için saltanatı boyunca karşılıklı dengeleri ustaca gözeten nazik ve ölçülü bir siyaset takip etti. I. Mehmed, 1413’te Edirne’de kabul ettiği Bizans, Sırbistan, Eflâk, Mora despotluğu ve Atina prensliği gibi tabi devletlerin elçilerine dostluk ve barış sözü vererek iktidarının çatışmadan mümkün olduğunca uzak kalmaya yönelik arzusunu beyan etti.

Tahta sağlam şekilde yerleşen I. Mehmed’in ilk hedefi, Osmanlı hâkimiyetini yeniden tesis etmeyi istediği Anadolu oldu. 1414’te, Cüneyd Bey üzerine yürüyüp Aydın ili topraklarını tekrar bir Osmanlı sancağı haline getirdi. İzmir kuşatması esnâsında Menteşe Beyi de Osmanlılara tâbi olduğu gibi, Midilli, Sakız ve Foça’daki Ceneviz kolonilerinin elçileri gelip, bağlılıklarını arz ettiler. Daha sonra Teke Beyi de tâbi oldu.

Bu şekilde işlerini yoluna koyan Çelebi Mehmed, aynı yıl Bursa’ya gelerek Germiyan ve Candar beyliklerinden takviye alıp Karaman Seferine çıktı. Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir kasabalarını aldı ve Mehmed Beyi mağlub etti. Bundan sonra Konya’yı kuşattı ise de, mevsimin elverişsizliğinden dolayı Karamanoğluyla sulh akdederek döndü. Ancak Mehmed Bey rahat durmayıp, Beyşehir ve Seydişehir’e saldırdığından, Çelebi Mehmed ikinci defâ Karamanoğlu üzerine gitti ve Konya ovasında yapılan muhârebede Mehmed Beyi bir kere daha mağlub etti. Yine sulh akdedildi. Mehmed Bey, gerektiğinde Osmanlı ordusuna yardım göndermeyi de kabul etti. Mehmed Bey bu vâdini Eflâk Seferinde yerine getirmiştir.

Bundan sonra Çelebi Mehmed, Anadolu’da kuvvetlenmiş bulunan İsfendiyar Beyle mücâdeleye başlamış ve Sinop’u muhâsara etmiştir. Çâresiz kalan İsfendiyar Bey, Osmanlı Devletinin hâkimiyetini tanımıştır. Ayrıca Kastamonu, Tosya, Çankırı ve Kalecik’i pâdişâha vermiştir. Bunu müteâkib Çelebi Mahmed, daha önce Osmanlılarda bulunan Samsun’un alınmasını istedi. Kale halkı şehri yakarak gemilere binip ayrıldıklarından şehir ele geçirildi.

Timur’dan sonra Osmanlılar, Anadolu’da zayıflamış olmakla beraber, Rumeli’de eski kuvvetlerini korumakta idiler. Rumeli’deki güçleriyle Anadolu’da üstünlüklerini yeniden kurdular.

Şeyh Bedreddin İsyanı

Çelebi Mehmed devrinin en önemli iç hâdisesi, Şehy Bedreddîn’in isyânıdır. Şeyh Bedreddîn, Mûsâ Çelebi zamânında Edirne’de kazaskerliğe tâyin edilmiş ve Çelebi Mehmed’in cülûsunu müteâkib 1000 akçe aylık ile İznik’te ikâmete mecbur edilmişti. Şeyh Bedreddîn Edirne’de ve sonra İznik’te eser yazmakla meşgul olup, kendisini ziyârete gelenlere fikirlerini aşılamaya çalışıyordu. Adamlarından Börklüce Mustafa’yı Aydın taraflarında, Torlak Kemâl adındaki adamı da daha önce Manisa taraflarında faaliyete başlamıştı.

Şeyh Bedreddîn, Börklüce Mustafa’nın hareketinin genişlemesi üzerine hacca gitmek bahânesiyle önce Sinop’a oradan Kefe’ye ve nihâyet daha önce tanıştığı Eflâk prensinin yanına giderek Şiîlerin bulunduğu Deli orman taraflarına geçti. Şiî olan Şeyh Bedreddîn, İslâm’a uymayan zararlı fikirler ortaya atıyor, haram olan hususların helâl olduğunu ileri sürerek isyân hislerini körüklüyordu.

Netîcede ilk isyân Karaburun’da başladı ve daha sonra Manisa’da kendini gösterdi. Az zamanda genişledi. Börklüce Mustafa isyânı Amasya Vâlisi Şehzâde Murad ile Bâyezîd Paşa tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Börklüce yakalanarak katlolundu. Manisa tarafındaki Torlak Kemâl de aynı âkıbete uğradı.

Şeyh Bedreddîn, Bâyezîd Paşa tarafından yakalanarak Serez’de bulunan pâdişâh huzûruna getirildi. Şeyhin durumu ulemâ tarafından tedkik olunduktan sonra, Ehl-i sünnete uymayan itikâd üzere olmak ve cemiyet nizâmını bozmakla suçlu bulunarak, Sâdeddîn Taftâzânî’nin talebelerinden Heratlı Molla Haydar’ın fetvâsıyla Serez pazarında asıldı ve malları vârislerine bırakıldı.

Düzmece Mustafa Olayı

Şeyh Bedreddîn isyânı bastırıldıktan sonra Çelebi Mehmed, yeni bir isyan tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Bu tehlike Ankara Meydan Muhârebesinde babasıyla birlikte Timur’a esir düşüp Semerkand’a götürülen, Düzmece Mustafa da denilen kardeşi Mustafa idi. Uzun müddet kendisinden haber alınamayan Mustafa, bir müddet sonra geri dönüp, Karaman topraklarında kaldıktan sonra Rumeli’ye geçmişti. Osmanlı tahtına oturmak niyetinde olan Mustafa, Eflâk Voyvodasının ve Niğbolu Sancakbeyi yardımlarıyla faâliyete geçip, Selânik ve Teselya’da saltanat iddiâsıyla adam toplamaya başlamıştı.

Fesâdın büyümesine mâni olmak için Çelebi Mehmed hemen harekete geçti ve ağabeyi Mustafa’nın kuvvetlerini Selânik civârında mağlub etti. Mustafa Selânik Kalesine sığındı. Çelebi Mehmed ertesi sabah mültecileri istediyse de, Selânik vâlisi, İmparatorun müsâdesi olmadan teslim edemeyeceğini beyânla özür diledi. Nihâyet imparator da Çelebi Mehmed hayatta oldukça bunları salıvermeyeceğini yemin ile taahhüd edince pâdişâh Selânik muhâsarasını kaldırdı. Pâdişâh anlaşma gereğince, Mustafa için her sene İmparatora önemli miktarda akçe ödeyecekti. Mustafa Çelebi Vak’ası 1420 senesinde vukû bulmuştur. Bu vak’ayı müteâkib Çelebi Mehmed, İstanbul’u resmen ziyâret ederek İmparator tarafından karşılanmıştır.

Avrupa İle İlişkiler

Çelebi Mehmed, Anadolu’da Türk birliğini sağlama çalışmaları sürdürürken, Hıristiyanlarla da dost geçinme politikası güdüyordu. Osmanlılara tâbi olan Eflâk Prensi, taht mücâdelelerinden istifâde ile üç yıldır vergiyi kesmişti. Çelebi Mehmed, Candar ve Karaman beyliklerinden yardım alarak Tuna’yı geçip, Romanya topraklarına girdi. Macar-Eflâk ordusunu mağlub edip yeniden Osmanlılara tâbi kıldı. Osmanlılar Erdel’e de birkaç defâ akın düzenlediler. Netîcede Macar eyâleti baştanbaşa çiğnendi. Bu sûretle, Balkanlarda ve Adriyatik’te Osmanlı nüfûzu kuvvetlendirildi.

Vefatı

Fetret devrinin acı hatıraları, Osmanlı siyaset geleneğinde köklü değişikliklere yol açmıştır. I. Mehmed, sultanlığın bir kere daha kardeş kavgasıyla karışıklıklar içine düşmesini engellemek ve çocuklarının esenliği için ölümünden önce oğlu Murad’ı kendi yerine tahta geçirmeyi istiyordu.

Öleceğini anlayınca Sadrazam Bayezid Paşa’ya, “Oğlumuz Murad’ı yerimize geçiriniz” dedi. “Bize itaat ettiğiniz gibi ona da itaat ediniz. Murad gelmeden ölürsek, gizli tutulsun. Korkarız ki asker karışıklık çıkarır…”

İsteği üzerine ölümünü sakladılar. Şehzade Murad’a haber gönderilmiş, fakat henüz gelmemişti. Sadrazam Bayezid, padişahın cenazesini doktorlara mumyalattırdı. Fakat her nasılsa haber sızmıştı. Asker toplanmış, bağırıyordu: “Padişahımız efendimizi görmek isteriz!” Sadrazam Bayezid Paşa, hekimleri çağırdı. Ne yapacaklarını sordu. Hekimler, padişahın cenazesini giydirdiler. Karanlıkça bir köşeye oturttular. Arkasına da bir adam gizlediler. Sonra dışarı haber saldılar. ‘Aranızdan üç temsilci seçip içeri gönderin. Efendimiz onlarla görüşecek.” Üç subay içeri alındı.

Padişahın huzuruna çıkarıldılar. Başları öndeydi. Bir yandan da padişahın arkasına saklanan adam, cesedin kollarına dokunup oynatıyordu. Gelenler padişahı sağ zannedip dışarıdakilere de sağ olduğunu söylediler. Kalabalık dağıldı. Şehzade Murad’ın Bursa’ya gelip merasimle tahta çıktığı haberi Edirne’ye gelinceye kadar, Çelebi Sultan Mehmed’in öldüğü saklandı. Sonra Şehzade Murad’ın padişah olduğu haberiyle aynı anda Edirnelilere açıklandı.

Öldüğü zaman henüz 32 yaşında idi (1421). Padişahın cenazesi Bursa’ya götürülüp Yeşil Türbe’ye defnedildi.


Kaynak ve ileri okuma için;

  • Academia.edu Osmanli Kurulus Donemi 1299-1421 pdf