Canlı, Farsçadan Türkiye geçen “can” kelimesinden türetilmiştir. Kelime anlamı olarak yaşama ve yaşamdır ve buna sahip olanlar ise canlı, yani yaşayandır.

Yeryüzünde bitki, hayvan, mantar, protista, arkea bakteri ve virüsler gibi çeşitli yaşam formları hayatlarını sürdürmektedir. Aslında bakılırsa yaşam ile ilgili genel geçer bir tanım yoktur ancak genel olarak; homeostazı koruyan, hücrelerden oluşan, bir yaşam döngüsüne sahip, aktif metabolizması olan ve büyüyebilen, çevrelerine uyum sağlayabilen, dışarıdan gelen uyarılara yanıt veren ve üreyebilen açık sistemler yaşayan, canlı olarak adlandırılır.

Yaşamın Gelişimi (Abiyogenez)

Abiogenez kısaca basit yapılı organik bileşiklerden başlayan yaşam sürecidir. Yaşamın ilk olarak canlı olmayan organik maddelerde başladığı ve bu geçişin bir seferde olmadığı, giderek karmaşıklaşan bir süreç olduğu düşünülmektedir. Bu düşünceye göre;

Yeryüzündeki yaşam 4.41 milyar yıl önce, okyanuslar oluştuktan hemen sonra suda ortaya çıkmaya başlamıştır ve bilinen en eski yaşam formları mikrofosillerdir. Bu konuda araştırma yapan birçok kimse dünyadaki mevcut yaşamın bir dizi RNA formundan geldiğini düşünmektedir. Yapılan araştırmalara göre, tüm canlı organizmalarda kullanılan proteinlerin yapısını oluşturan aminoasitlerin çoğunun, dünyanın erken zamanlarındaki koşullar altında inorganik bileşiklerden sentezlenebileceğini göstermiştir. Yine yapılan araştırmalar göre; güneş sisteminde ve yıldızlararası boşlukta karmaşık organik moleküllerin oluştuğu ve bunların dünya üzerindeki yaşamın gelişmesine ön ayak olduğu düşünülmektedir.

Genel inanca göre yaşam, ilk başlangıcından bu yana dünyadaki jeolojik zaman ölçeğinde ortamını değiştirdi (yaşam okyanuslarda başladı ve karaya geçti), ancak aynı zamanda çoğu ekosistem ve koşul da hayatta kalmak için bulunduğu ortama uyum sağladı. Bunlardan biri olan Ekstromfiller (sıra dışı koşullarda yaşayan canlılar) olarak adlandırılan bazı mikroorganizmalar dünyadaki diğer yaşamlara zarar veren fiziksel ortamlara uyum sağlar ve gelişebilir.

Canlılar hücrelerden oluşur ve bir organizmanın canlılık özelliği gösteren en küçük parçasıdır. Yaşamın yapısal ve fonksiyonel bilimidir. Bir ana hücrenin iki veya daha fazla yavru hücreye bölünmesiyle çoğalır ve canlıyı meydana getirir. Evet sokakta gördüğünüz kedi, köpek, insanlar, fareler hepsi milyarlarca hücrenin organize bir şekilde bir araya gelmesiyle meydana gelmiş canlılardır.

Ölüm ise bir organizmanın yaşamının devamını sağlayan biyolojik işlevlerin kalıcı olarak sona ermesidir ve yaşamın sonudur.

Canlı Sınıfları

Evrende birçok canlı formu vardır ve bilim insanları tarafından bunların her birinin tek tek incelenmesi mümkün değildir. Bu yüzden canlılar belirli özelliklerine göre sınıflara ayılır ve temelde altı grupta sınıflandırılır. Bu gruplar;

Canlıların Ortak Özellikleri

Bir varlığın canlı olarak adlandırılabilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekir ve bu özellikler tüm canlılarda ortaktır. Canlılarda ortak olan özellikler; beslenme, solunum, boşaltım, hareket etme, çevresel uyarılara tepki verme, uyum, üreme, hücresel yapı, büyüme ve gelişmedir.

Hücresel Yapı

Hücre, canlıların canlılık özelliği gösteren en temel birimidir. Hücreler yapısal olarak prokaryot ve ökaryor olmak üzere ikiye ayrılır. Prokaryot hücreli canlılar hücrelerinde çekirdek bulundurmazlar ve tek hücreden oluşurlar. Ökaryot hücreli canlılar ise hücrelerinde çekirdek bulundurur ve çok hücreki karmaşık canlılardır. Örnek olarak; bakteriler prokaryot, amip ökaryot ve tek hücreli, bitli ve hayvanlar ise ökaryot hücreli canlılardır.

Beslenme

Canlılar büyüyüp gelişmek, yıpranan doku ve organlarının onarımını kullanmak, metabolizmasını devam ettirmek için enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Bu enerjiyi de dışarıdan hazır alarak veya kendileri ürettikleri besinlerden sağlamaktadır. Beslenme şekillerine göre canlılar üretici canlılar ve tüketiciler olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Üretici canlılar yeşil bitkilerde olduğu gibi dışarıdan aldıkları su, mineral, karbondioksit ve güneş ışığını kullanarak kendi besinlerini üretirler. Tüketici canlılar ise besinlerini dış ortamdan genelde üreticileri yiyerek karşılarlar. Mantarlar ve hayvanlar tüketici canlılara örnektir.

Solunum

Canlılar kendi ürettikleri veya dışarıdan aldıkları besinleri enerjiye çevirmek için solunum yapmak zorundadır. Organik besinler solunum reaksiyonlarıyla parçalanır ve ATP sentezlenir. Böylece yaşamsal faaliyetler için gereken enerji üretilir. Bazı canlılar ATP’yi oksijen kullanarak üretirken bazıları ise oksijensiz üretir.

Metabolizma

Metabolizma organizmanın yaşam faaliyetlerini devam ettirmesini sağlayan yapım ve yıkım olaylarıdır.

Küçük moleküllü maddelerin birleştirilmesiyle meydana gelen yapım olaylarıdır ve anabolizma olarak da adlandırılır.

Anabolizma (yapım reaksiyonu); bitkilerin su ve atmosferdei karbondioksitten güneş enerjisinin de yardımıyla daha büyük moleküllü besin maddelerini (karbonhidrat) oluşturması bir anabolik reaksiyondur.

Büyük moleküllü maddelerin parçalanmasıyla meydana gelen yıkım olayları ise katabolizma (yıkım reaksiyonu) olarak adlandırılır; solunum, katabolik bir reaksiyondur. Solunum ile canlılar, büyük moleküllü besinleri parçalayarak küçük moleküllü maddeler ve enerji açığa çıkarır.

Homeostazi (Denge)

Canlının yaşamını devam ettirebilmesi için hücre için hücre içi veya vücut içi sıcaklık, madde yoğunluğu ve pH gibi bir çok değerin belirli bir dengede olması gerekir bu duruma içsel denge veya homeostazi denir. Örnek verecek olursak sıcak kanlı canlıların vücut sıcaklığının bir anda tolere edilemeyecek kadar düşmesi canlının hipotermi geçirerek ölmesine sebep olabilir.

Canlı vücudu bu dengenin bozulmasına karşı savunmaya geçebilir. Mesela koşarken artan enerji ihtiyacını karşılamak için hızlı soluk alıp verilmesi, artan vücut ısısını düşürmek için terleme olayının gerçekleşmesi, kandaki şeker miktarını belli bir değerde tutmak için insülin hormonunun salgılanması gibi durumlar yine bu dengeyi sağlar.

Boşaltım

Bitkilerde terleme ile sıvı atıkların atılması.

Canlıların beslenme ve solunumu sonucunda vucütlarında bazı atık maddeler oluşur ve bu maddelerin vücut dışına atılması boşaltım olarak adlandırılır. Bu işlem farklı canlılarda farklı şekillerde gerçekleşebilir; tek hücreki yanlılar atık maddelerini hücre zarının yüzeyinden difüzyonka uzaklaştırırken çok hücreli canlılar olan bitkiler, sıvı atıkları terleme ya da damlama yolu ile katı atıkları ise sonbaharda yaprak dökerek atar.

Yine çok hücreli canlılar olan hayvanlarda bolaştım için özellişmiş yapı ve organlar bulunmaktadır. Deriyle ter, boşaltım organlarıyla idarar, solunum organlarıyla da oksijenin kullanılması sonucu açığa çıkar karbondioksit vücut dışına atılır.

Hareket

Canlılar dış ortamdaki tehlikelerden kaçmak, beslenmek gibi ihtiyaçlarını karşılamak için hareket etmek zorundadır.

Yukarıdaki resimden de anlaşılacağı üzere farklı canlılar hareket etmek için farklı yapıları kullanırlar; tek hücreli bir canlı olan öglena kamçısıyla amip yalancı ayak denilen yapılarıyla, paramesyum ise silleriyle hareket eder. Hayvanlarda ise bacak, kanat, yüzgeç gibi gelişmiş ve özelleşmiş hareket organları bulunmaktadır.

Bitkilerde hareket yer değiştirme şeklinde değil, durum değiştirme şeklindedir; bitkilerin çiçek, yaprak ve dalları ile güneşe doğru; kökleri ile suya doğru yönelmesi durum değiştirme hareketidir.

Uyarılara Tepki (Etki-Tepki)

Küstüm otuna dokununca yapraklarını toplaması.

Canlıların dışarıdan gelen etkilere tepki vermesidir. Öglena ışığa doğru hareket ederek, küstüm otu bitkisi dokunulduğunda yapraklarını kapatarak, ceylan yavrusu ise çitadan kaçarak dış uyaranlara tepki verir. Bu tepkiler canlıların hayatta kalmasını sağlar.

Uyum

Canlıların bulundukları ortamın şartlarına uyum sağlamasıdır ve bu özellik yaşanılan ortam içersinde hayatta kalabilmesini ve üremesini sağlar. Çevreye sağlanan uyuma örnek olarak; kaktüs bitkisi susuzluğa dayanabilme özelliği ile çöle, bukalemun ise renk değiştirme özelliği ile bulunduğu ortama uyum sağlar ve hayatta kalma şansları artar.

Organizasyon

Her canlı belirli bir plana, organizasyona göre yaşamını sürdürür. Tek hücreli canlılarda organizasyon hücrenin farklı kısımlarının farklı görevler üslenmesidir. Çok hücreli canlılarda ise belirli bir görev için özelleşmiş hücreler dokuları, dokular organları, organlar sistemleri ve sistemler de organizmayı oluşturur.

Üreme Büyüme ve Gelişme

Canlıların soylarını devam ettirme isteğidir. Canlılar eşeyli ya da eşeysiz olarak üreyebilirler. Eşeysiz üreme ana canlının bölünerek kendini eşlemesidir ve bölünme gerçekleştikten sonra iki yavru hücre oluşur. Eşeyli üreme ise dişi ve erkek üreme hücrelerinin birleşerek yeni bir canlıyı meydana getirmesidir. Eşeysiz üremede oluşan canlılar ana canlının aynısıdır. Eşeyli üremede ise oluşan yavru hem dişi hem erkek hücrelerinin birleşmesi sonucu gerçekleştiği için kalıtsal çeşitlilik meydana getirir.

Canlılar istisnasız olarak büyür, gelişir yaşlanır ve ölür. Büyüme;

tek hücreli canlılarda hücre sitoplazmasının hacimce ve kütlece artmasıyla gerçekleşirken çok hücreli canlılarda ise hücre sayısı ve hacminin artmasıyla gerçekleşir. Gelişme, canlının sahip olduğu yapıların zamanla değişerek işlevsel olarak olgunlaşmasıdır; yetişkin dişi ve erkek tavuğun çifleşmesi sonucu oluşan döllenmiş yumurtadan, gerekli şartlar sağlandığında dişi veya erkek bir yavru(civciv) meydana gelir. Meydana gelen bu civciv de büyüyüp gelişerek döngüyü devam ettirir.


Ayrıca Bakın;