Asıl adı Şemseddin Ahmed’dir. Şehzade Bayezid’e (II. Bayezid) lalalık yapan büyükbabası Kemal Paşa’ya nisbetle Kemalpaşazâde, Kemalpaşaoğlu veya İbn Kemal olarak anılır.  5 Mayıs 1469 tarihinde dünyaya geldi. Bazı kaynaklarda Tokat’ta, bazılarında Edirne’de doğduğu kaydedilmekte, Amasyalı olduğu da ileri sürülmektedir (Amasya Târihi, III, 224).

İstanbul’un fethinde bulunan babası Süleyman Çelebi’nin (1474) Amasya muhafızlığına tayin edildiği ve Şehzade Bayezid’in maiyetinde bulunduğu anlaşılmaktadır. (1478) Tokat sancak beyliğine nakledilen Süleyman Çelebi İstanbul’da vefat etmiş ve babası Kemal Paşa’nın Eski Odalar civarındaki türbesine defnedilmiştir. Kemalpaşazâde’nin annesi, İran’dan gelip Tokat’a yerleşen Fâtih Sultan Mehmed dönemi kazaskerlerinden Küpelioğlu Muhyiddin Mehmed’in kızıdır (Mecdî, s. 215).

Yaşamı


Erken yaşlarda Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledikten sonra Amasya ulemâsından Arap dili ve edebiyatı, mantık ve Farsça öğrenimi gören Şemseddin Ahmed önce askerî sınıfa girdi ve altı bölük sipahisi olarak II. Bayezid’in seferlerine katıldı. Kendisinden naklen Taşköprizâde, onun, Sadrazam Çandarlı İbrâhim Paşa’nın bir meclisinde 30 akçe ile Filibe müderrisi olan Molla Lutfî ünlü akıncı kumandanı Evrenosoğlu Ahmed’in üst tarafına oturunca ulemânın ümerâdan daha çok itibar gördüğüne kani olduğunu ve ilmiye sınıfına geçmeye karar verdiğini belirtir. Önce Edirne’de Molla Lutfî’nin derslerine devam eden Şemseddin Ahmed ardından Kestelî Muslihuddin Mustafa, Hatibzâde Muhyiddin Efendi, Muarrifzâde Sinâneddin Yûsuf, Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi gibi âlimlerden ders alarak öğrenimini tamamladı.

İlk olarak Anadolu Kazaskeri Müeyyedzâde Abdurrahman’ın desteğiyle 30 akçe yevmiyeli Edirne’deki Ali Bey (Taşlık) Medresesi müderrisliğine tayin edildi. Bu arada kendisine 33.000 akçe ihsan edilip Türkçe bir Osmanlı tarihi yazmakla görevlendirildi. Ardından 40 akçe ile Üsküp’teki İshak Paşa Medresesi’ne gönderildiyse de bir yıl sonra Edirne’ye dönüp Halebiye ve Üç Şerefeli medreselerinde çalıştı. Bir ara İstanbul’da Sahn-ı Semân’da ders veren Kemalpaşazâde tekrar Edirne’ye döndü ve buradaki Sultan Bayezid Medresesi müderrisliğine tayin edildi.

Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı kamuoyunu Safevîler’e karşı hazırlamak amacıyla yazdığı risâlede Şah İsmâil’i ve akîdesini eleştirerek Şiîler’le yapılacak savaşın cihad sayılacağını belirtmesiyle şöhreti artan Kemalpaşazâde 1515’de Edirne kadılığına, 112 Eylül 1516’da Anadolu kazaskerliğine getirildi. Bu görevde iken katıldığı Mısır seferinde padişahtan büyük itibar gördü ve beylerbeyi olarak tayin edilen Hayır Bey’e yardımcı sıfatıyla Mısır’ın tahririnde görev aldı.

Bu arada 13 Nisan 1517 yılında azledildiyse de 28 Nisan 1517’de tekrar vazifesine iade edildi. 1518’de Karaman’ın tahririyle görevlendirilen Şemseddin Ahmed ertesi yıl kazaskerlikten alındı ve 1520 yılı başlarında 100 akçe yevmiye ile önce Edirne Dârülhadisi’ne, 1522’de ise buradaki Sultan Bayezid Medresesi’ne müderris tayin edildi. 1524’de İstanbul’a gelerek Fâtih Medresesi’nde görevini sürdürdü. Nihayet Zenbilli Ali Efendi’nin yerine Mayıs 1526’da şeyhülislâmlığa getirildi. Bu makamda iken 16 Nisan 1534 tarihinde vefat etti ve Edirnekapı dışındaki Mahmud Çelebi Zâviyesi hazîresine defnedildi. 1971’de Haliç çevre yollarının yapımı sırasında parseller tamamen ortadan kaldırılırken Kemalpaşazâde’nin türbesi başka yere nakledilmiştir. Ölümü için tarih olarak düşürülen, “İrtehale’l-ulûmu bi’l-Kemâl” (Kemal’le birlikte ilimler de öldü) ibaresi onun ilmî kişiliğinin bir ifadesidir.


Kaynak ve ileri okuma için;