Agnostisizm, gerçek ve mutlak varlığın, kendinde nesnelerin ve dayanağının insan ruhu tarafından bilinemeyeceğini öne süren öğretidir. Dolayısıyla gerçek varılığa; ya büsbütün erişilemeyeceği ya da akıl ve bilgiyle değil de, ancak İman ile ulaşılabileceği ileri sürülür. Thomas Huxley ve Herbert Spencer tarafın­dan bilginin ancak varlığımızın güven içinde bilebileceği konularla sınırlı bulunduğunu sa­vunan bir akım halinde ortaya konulmaya çalı­şılmıştır.

Agnostik sözcüğünün kökü; Eski Yunanca “an+” olumsuzluk ön ekini alan ve yine aynı dilden “bilen, bilgisi olan” anlamına gelen “gnōstikós (γνωστικός)” sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşmuştur ve anlamı kabaca “bilgisi olmayan” demektir.

Agnostisizm ise türkçe bilinemezcilik demektir. En sık kullanım biçimi dini inançlara olan bilinemezcilik yaklaşımıdır. Bertrand Russell’ın tanımını yaptığı agnostik bakış açısına göre, Tanrı’nın varlığı ve dünya sonrası hayat hakkında mevcut dinlerin öne sürdüğü iddiaların günümüzde doğrulanması mümkün değildir. Dolayısıyla herhangi bir dine mensup olmak anlamsız görülebilir. Diğer taraftan agnostisizm, kendini “Tanrı kesinlikle yoktur” diyen ateizmden de ayrı tutar.